YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3977
KARAR NO : 2014/9635
KARAR TARİHİ : 12.05.2014
MAHKEMESİ : KONYA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/12/2013
NUMARASI : 2012/378-2013/670
Yanlar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu tarla niteliğindeki 303 parsel sayılı taşınmaza davacı, davalı Birsen ve dava dışı Hediye Y…’un paylı mülkiyet üzere malik oldukları, davacının, taşınmazın davalı Birsen tarafından, diğer davalıya kiraya verilmek suretiyle kullanıldığını, söz konusu kiralamaya muvafakati bulunmadığını iddia ederek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Yukarıdaki ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında, davalı Birsen’in, taşınmazın davacının sözlü talimatı uyarınca dava dışı diğer paydaş Hediye tarafından kiraya verildiğini; davalı Çınar’ın ise, taşınmazı dava dışı Ömer Y…’dan kiraladığını, diğer şahısları tanımadığını beyan ettikleri, Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesince 8.6.2012 tarihinde yapılan tespitte taşınmazın bir bütün olarak diğer paydaşlarca ekilmiş vaziyette olduğu ve davacının kullandığı bir bölüm olmadığının saptandığı, 2012/26969 numaralı soruşturma evrakından ve tanık Mustafa’nın beyanından, önceki yıllarda taşınmazın davalı Birsen’in eşi tarafından kiraya verildiği, ecrimisil istenen dönemde ise davalı Birsen’in eşinin talimatı üzerine, dava dışı paydaş Hediye’nin oğlu olan Ömer Yavuz tarafından kiraya verildiği, taraflar arasında 4.3.2011 tarihinde açılan ve aynı taşınmaza ilişkin olarak görülen önalım davası bulunduğu, bu haliyle davalı Birsen’in sözü edilen savunmasına itibar edilemeyeceği, ayrıca aynı sebeplerle intifadan men şartının aranmayacağı da açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, dava konusu taşınmazda keşif yapılmak suretiyle, talep doğrultusunda davacının payı oranında belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.