Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/4172 E. 2014/9684 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4172
KARAR NO : 2014/9684
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ : VAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2012
NUMARASI : 2011/3-2012/386

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar 03.01.2011 tarihli dilekçe ile; 73, 83, 113, 144, 292, 310, 375, 462, 594, 707 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan babaları Maksut adına kayıtlı olduğunu , 21.09.1980 tarihinde ölümü üzerine davalının babalarından kalan taşınmazlarda intikal yaptırmak üzere kardeşleri Gönül’e vekalet verilmesini istediğini, kardeşlerine duydukları güvenle vekaletnameleri düzenleyerek verdiklerini, davalının, vekil Gönül’ün bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden faydalanıp kendisine duyulan güveni suistimal ederek hileli yollarla taşınmazları kendi adına tescil ettirdiğini, adlarına intikal yapıldığı düşüncesiyle ve davalı kardeşlerine duyulan güven sebebiyle tapu kayıtlarını sorgulamadıklarını, tüm kardeşlerin 29.12.2010 tarihinde biraraya gelmeleri üzerine durumu öğrendiklerini, hileli yollarla iradelerinin fesada uğratıldığını, kendilerine bedel ödenmediğini ileri sürerek, payları oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların çekişmeli taşınmazlardaki babalarından ırsen intikal eden paylarının bilgileri ve rızaları dışında bedelsiz olarak davalı tarafından adına tescil ettirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir .
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 73, 83, 113, 144, 292, 310, 462 ve 707 parsel sayılı taşınmazlarda tarafların babaları olan Maksut adına kadastro yoluyla tescil edilen ¼ payın bulunduğu, Maksut ‘in 21.09.1980 tarihinde öldüğü, geride 15.06.1989 tarihinde ölen eşi Sakine ile çocukları olan davanın tarafları ve dava dışı oğlu Ömer’in kaldıkları, davacılardan G.. Ü..’ın kendi adına asaleten diğer davacılar adına vekaleten , dava dışı Ömer ile davalının ise bizzat 21.02.2001 tarihinde anılan taşınmazlardaki ¼ payı adlarına intikal yaptırdıkları, aynı akitle davacılar ile Ömer’in babalarından intikal eden paylarını toplam 2.000,00.-TL bedelle davalıya satış yoluyla temlik ettikleri, yine 375 parsel sayılı taşınmazın 1/5 payı tarafların annesi Sakine (Yardım) adına kayıtlı olduğu, Sakine’ye ait payında diğer parsellerde olduğu aynı şekilde 21.02.2001 tarihinde ancak farklı yevmiye numaralı akitle davalıya satış yoluyla temlik edildiği, temyize konu davanın ise temlikten 10 yıl sonra açıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının 39. ((818 sayılı Borçlar Kanununun 31.) maddesi hükmü uyarınca, hata ve hileye maruz kalan kimsenin hata ve hileyi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde davasını açması öngörülmüş olup, anılan sürenin hak düşürücü süre olduğu tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece, davanın her aşamasında tarafların ileri sürmesine gerek kalmadan resen gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bu yönde araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Diğer taraftan çekişmeli 594 parsel sayılı taşınmazın kadastro yoluyla Hazine adına tesbit ve tescil edildiği, satış yoluyla dava dışı Zahir ‘e geçtiği, Zahir’in 06.06.2005 tarihinde 90/287 payını davalıya, geri kalan payını ise dava dışı Şevket ‘a satış yoluyla devrettiği, davacıların ve miras bırakanlarının 594 parselde paylarının hiç olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, 594 parsel sayılı taşınmaza ilişkin açılan davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden ise öncelikle davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açılması halinde işin esasının incelenerek neticeye gidilmesi gerekirken doğrudan işin esası hakkında hüküm tesisi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.