Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/16185 E. 2014/7443 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16185
KARAR NO : 2014/7443
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : SİLOPİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/07/2010
NUMARASI : 1983/95-2010/339

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptal ve tescil davası sonucunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, bir kısım davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı H.. H.., davaya konu 132 ve 133 parsel sayılı taşınmazların tapulama komisyon kararı ile davalıların miras bırakanı M. D.adına tespit edildiğini, taşınmazların mütegayyip şahıslardan kalan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, ayrıca tapulama tutanaklarınında usulüne uygun düzenlenmediğini ileri sürerek, tapu iptal ve H.. H.. adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davaya konu taşınmazların mütegayyip şahıslardan kalan yerlerden olduğu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, yapılan soruşturmanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Davaya konu, 132 parsel sayılı taşınmazın Mart 289 tarih, 221 nolu; 133 parsel sayılı taşınmazın ise Mart 289 tarih, 220 nolu tapu kaydına istinaden davalılar murisi M. D.adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bu tür davalarda, taşınmazların kadastro tespitine dayanak harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı ve usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan ,dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hâl böyle olunca, davaya konu taşınmazların tapulama tutanaklarının usulüne uygun olarak düzenlendiği gözetilerek, öncelikle çekişmeli taşınmazların mütegayyip eşhastan kaldığı iddiasının soruşturulması, ondan sonra yukarıda değinildiği biçimde uygulama yapılarak dayanak kayıtlara ilk tesis kaydından itibaren kapsam tayin edilmesi, sınırlarının değişebilir nitelik taşıdığının saptanması halinde sabit sınırlardan başlamak suretiyle miktarlarının belirlenmesi, taşınmazların tamamen ya da kısmen kayıt kapsamı dışında veya miktar fazlası alanda kaldığının ve mütegayyip eşhasla ilgisi bulunmadığının anlaşılması durumunda imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.