YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14868
KARAR NO : 2014/7460
KARAR TARİHİ : 09.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2010/782-2012/460
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….raporu okundu, açıklamaları dinlendi, duruşma isteği değerden reddedilerek gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, koşullu bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 777 ada 38 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 10 no’lu bağımsız bölümün kayden davacıya ait iken, 25.10.2009 tarihinde, taşınmazın intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyeti Tema Vakfına, ”aralarında yapmış oldukları 30.9.2009 tarihli şartlı bağış protokolündeki şartları dahilinde” bedelsiz olarak bağışladığı anlaşılmaktadır.
Davacı, bağış koşulunun davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; bağıştan dönme(rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 818. S. BK’nin 241. (6098 sayılı TBK’nin 291.) maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de aynı Yasanın 244/3. (TBK’nin 295.) maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren BK’nin 246. (TBK’nin 297.) maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.
Öte yandan Borçlar Kanunun borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümleri; koşullu veya mükellefiyetli bağışlarda da gözden uzak tutulmamalı, BK’nin 107. (TBK’nin 124.) maddede sayılan özel haller dışında, sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için mütemerrit duruma düşen bağışlanana işin özelliğine ve hayatın olağan akışına uygun bir süre tanınmalıdır.
Somut olayda; davacının dayandığı resmi senedin eki olan ve taraflarca kabul edilen 30.9.2009 tarihli protokol’de hatıra ormanı yapılacağına dair hiç bir hüküm bulunmamaktadır. Taraf kabullerinde olduğu gibi, ikinci bir sözlü anlaşma üzerine hatıra ormanı yapılacağının kararlaştırıldığı ve bu ormanın yapılması için daha sonra davacının davalı Vakfa para bağışında bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Yapılan ikinci protokolde her ne kadar Bodrum’da bir hatıra ormanı yapılacağı kararlaştırılmış ve kararlaştırılan bu yer fiilen orman olarak kullanılmakta ise de, buranın hatıra ormanı yapılmasında ortaya çıkan hukuki ve fiili imkansızlık nedeniyle Çanakkale’de davacının isteğine uygun şekilde bir hatıra ormanı yapıldığı da anlaşılmaktadır.
O halde; anılan bu olgular, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde bağış koşulunun yerine getirilmediğinden söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.