YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3674
KARAR NO : 2014/9867
KARAR TARİHİ : 14.05.2014
MAHKEMESİ : SİVAS 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2013/950-2013/1436
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonucunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı Turan oğlu A.. E..’un, davaya konu taşınmazların uzun yıllardan beri kendisi tarafından kullanıldığını, 1961 doğumlu olmasına rağmen, kadastro tespiti yapıldığı esnada tutunaklara doğum tarihinin yanlış yazıldığını, bu yanlışlık sebebiyle tapuda işlem yapılamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesi isteğiyle eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür taleplerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların, 1985-1986 yıllarında düzenlenen tapulama tutanaklarının edinme sebebi bölümünde ” 20 seneyi aşkın zamandır nizasız,fasılasız ve malik sıfatıyla zilyedi olduğu açıklanarak” 333 nolu parselin 1941 d.lu, 490 nolu parselin 1339 (1923) d.lu; 495 nolu parselin 1338 (1922) d.lu; 1076 nolu parsel 1933 d.lu; 2164 nolu parsel 1938 d.lu Turan oğlu A.. E.. adına tespit gördüğü; davacının ise, Turan oğlu 1961 doğumlu A.. E.. olarak nüfusa kayıtlı bulunduğu gözetildiğinde, doğum tarihi itibariyle 1985-1986 yıllarında yapılan kadastro tespit tarihinde 4-5 yaşlarında olan davacının, taşınmazlara 20 yıldır zilyet olmasının mümkün olmadığı tartışmasızdır.
O halde, eldeki davada mülkiyet aktarım ihtimali ortaya çıktığından, artık bu davanın çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası olarak görülebilmesine imkan bulunmamaktadır. Yargılama usulleri birbirinden farklı olduğundan ve çekişmesiz yargı işlerinde teknik anlamda bir hasım bulunmadığından, görevsizlik kararı verilerek davaya asliye hukuk mahkemesinde de devam edilemez.
Hal böyle olunca, davacının taşınmazlarda hak iddia eden kişi ya da kişiler aleyhinde HMK’nun 2.maddesi uyarınca dava açabileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılğılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile)