Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/17117 E. 2014/15560 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17117
KARAR NO : 2014/15560
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

MAHKEMESİ : ÇATALCA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/05/2014
NUMARASI : 2014/69-2014/314

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın husumetten reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Murat Ataker’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı S.. T..’in, babasının vekil aracılığı ile yaptığı taşınmaz temlikine karşı eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında davacının babasına dava dışı oğlu Mehmet Kır’ın vasi olarak tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 114. maddesinde “dava ehliyeti” dava şartı olarak benimsenmiş, 03.03.1993 tarihli ve 773/82 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da, dava şartlarının davanın açıldığı tarihten hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Diğer taraftan, HMK’nın 115/3. maddesi; “Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” hükmünü içermektedir.
O halde, hakimin, davanın başında dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden (re’sen) araştırmak zorunda olması yanında; dava açılırken bulunmayan dava şartlarının yargılama sırasında tamamlanması halinde davanın esasına girerek sonuçlandırması gerekeceği de kabul edilmelidir.
Dâl böyle olunca, anılan yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamalar ile davada ileri sürülen hukuksal nedenlerin kamu düzeniyle ilgili bulunmaları karşısında; davanın, vasi atanan Mehmet Kır’a ihbar edilerek husumet izni de alması suretiyle davaya katılımının sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.