YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10160
KARAR NO : 2014/13797
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2013
NUMARASI : 2012/157-2013/487
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu .. ada.. parselde bulunan 10 nolu bağımsız bölümün müstakilen tarafların ortak mirasbırakanı C. Ş. adına kayıtlı olduğu, davacıların, dava konusu taşınmazı kullanan davalıların kendilerine herhangi bir ödemede bulunmadıklarını ileri sürerek eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davalıların 25/04/2013 tarihli celsedeki “davacıların geçmişe yönelik ecrimisil taleplerini kabul etmedikleri, ancak bu tarihten sonrası için hesaplanacak ecrimisili ödemeyi kabul ettikleri” şeklindeki ileri yönelik kabul beyanlarının, mahkemece yanlış değerlendirilip geriye yürütülmesi ve bu beyan esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabülüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
Diğer taraftan, intifadan men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu durumda, sayılan istisnalar dışında kalması nedeniyle davaya konu taşınmaz yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Ayrıca bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re’senaraştırılması da gerekmektedir.
Somut olayda, intifadan men olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceği, yemin delilinin kesin delillerden olduğu ve davalıların da usulünce yemin eda etmek suretiyle intifadan men olgusunun gerçekleşmediğini kanıtladıkları dikkate alınmadan mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Hal böyle olunca, intifadan men olgusu gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı tarafın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.