Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/2023 E. 2013/12664 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2023
KARAR NO : 2013/12664
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

R.. K.. ile Medine aralarındaki alacak davasının reddine dair Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.11.2012 gün ve 85/1191 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekil edeni ile davalının 1994 yılında evlendiğini, evlilik içinde edinilen 2307 ada 3 parsel 6 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olup bu taşınmazın edinilmesinde 5709 ada 1-2 parsel sayılı taşınmazın satımından elde edilen paranın kullanıldığını açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili taşınmazın davalının birikimleri ile alındığını davacının herhangi bir katkısının bulunmadığını davalının 5709 ada 1-2 parselin satımından elde ettiği satış bedelini bankada kendi adına değerlendirdikten sonra 2002 yılında dava konusu taşınmazı edindiğini bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların her ikisinin de öğretmen olduğu ve evin bütün masrafları davalı tarafından karşılandığından ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, dosya kapsamı, dava dilekçesinin içeriği, taraflar arasındaki evlenme tarihi, 2307 ada 3 parsel 6 nolu bağımsız bölümün edinme tarihi olan 15.02.2002 tarihi ve davalının temyiz dilekçesinin kapsamına göre davacının talebi, 4721 sayılı TMK’nun 202 ve devamı maddeleri gereğince kabul edilen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK’nun 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Taraflar arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2 maddesine göre boşanma dava tarihi olan 09.10.2006 tarihinde sona ermiştir. Aynı yasanın 235/1. maddesinde mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut bulunan malların tasfiyeye tabi tutulacağı düzenlenmiştir. Somut olayda dava konusu taşınmaz boşanma davası açılmadan 24.08.2006 tarihinde satış suretiyle üçüncü şahsa devredilmiş olup mal rejiminin tasfiyesine konu olamayacağından davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de sonuç itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile 3,15 TL harcın temyiz edenden alınmasına, 19.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazdan kaynaklanan, TMK’nun 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, “.. tarafların her ikisinin öğretmen olduğu ve evin bütün masraflarının davalı tarafından karşılandığı gerekçesiyle ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi ve hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca, “… aynı yasanın 235/1. maddesinde mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut bulunan malların tasfiyeye tabi tutulacağı hususunun düzenlendiğini, somut olayda dava konusu taşınmaz boşanma davası açılmadan 24.08.2006 tarihinde satış suretiyle üçüncü şahsa devir edildiğini, bu nedenle söz konusu taşınmazın mal rejiminin tasfiyesine konu olamayacağını, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sonuç itibariyle doğru olan hükmün onanmasına” karar verilmiştir.
Değerli çoğunluğun bu görüşüne katılma olanağı bulunmaktadır. Taraflar 19.11.1994 tarihinde evlenmiş, 09.10.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması sonucu hükmün 19.02.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 09.10.2006 tarihinde sona ermiştir. Katılma alacağına konu 2307 ada 3 sayılı parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölüm, 15.02.2002 tarihinde edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş olup, davalı kadın adına tapuda kayıtlı iken boşanma davasının açıldığı tarihten kısa bir süre önce 24.08.2006 tarihinde tapuda yapılan satışta üçüncü şahsa devir edildiği saptanmıştır.
Görüldüğü gibi dava konusu 6 nolu bağımsız bölüm, TMK’nun 219. maddesi gereğince edinilmiş mal olup, aynı kanunun 222/3. fıkrasına göre, “Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.” Aynı Kanun’un 219/1. fıkrasına göre ise, “ edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri “ olarak tanımlanmıştır. TMK’nun 219/2-5. bendi uyarınca, “edinilmiş malların yerine geçen değerler” edinilmiş mal sayılmaktadır. Somut olayda, davalı adına kayıtlı bulunan 6 nolu bağımsız bölüm, boşanma davasının açıldığı tarihten kısa bir süre sonra davalı kadın (Medine) tarafından 24.08.2006 tarihinde satılıp üçüncü şahsa devir edildiğine ve açıklanan kısa süre gözönünde bulundurulduğunda satılan malın değeri de TMK’nun 219/2-5. bendi uyarınca edinilmiş malın yerine geçen değer olarak kabul edilmesi gerektiğine göre, davacının katılma alacağının hesaplanmasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Doktrinde ve uygulamada aynı zamanda bu değer, “ikame değer” olarak tanımlanmaktadır. Değerli çoğunlukça ikame değer gözardı edilerek değişik gerekçeyle hükmün onanmasına karar verilmesi açıklanan kanun hükümleri ile belirtilen ilkelere aykırı olduğu açıktır.
Taşınmaz 24.08.2006 tarihinde üçüncü şahsa devir edildiğine göre, artık taşınmazın TMK’nun 235/1. fıkrası uyarınca tasfiye anındaki sürüm değerinin değil, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince malın devredildiği tarihteki sürüm değeri esas alınarak katılma alacağının hesabının yapılması düşünülmelidir.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, TMK’nun nitelendirme bölümünde açıklanan bölümleri ile gerekçede gösterilen Kanun hükümleri ve ilkeler gözönünde bulundurularak davacının katılma alacağının hesaplanması bakımından hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve edinilmiş mallara katılma rejimi ilkeleri ile örtüşmeyen bir gerekçe ile davanın reddine ilişkin hükmün onanmasına karar verilmiş bulunması yönündeki sayın çoğunluğun görüşlerine belirttiğim nedenlerle katılmıyorum.19.09.2013