Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/15407 E. 2014/16889 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15407
KARAR NO : 2014/16889
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/11/2012
NUMARASI : 2010/334-2012/638

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydında malik gözüken kişi ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; dava konusu 545, 11779 ada 1, 11782 ada 2, 11785 ada 1, 11786 ada 1, 11187 ada 1, 11788 ada 1 ve 11789 ada 1 parsel sayılı 8 parça taşınmazın kaydında yer alan Ramazan isimli kişinin miras bırakan dedesi olduğunu ileri sürerek, kayıt malikinin veraset ilamında ismi geçen kişi ile aynı kişi olduğunun tespitini istemiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/(2). fıkrasının ç-1) bendi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltmesini isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin takip yetkisi vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir. Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda; dava konusu 545 sayılı taşınmaz ile diğer yedi parça taşınmazın geldisi olan 208 parsel sayılı taşınmazın senetliden işlem görerek tapulama tutanağında “ Dursun zevcesi Ramazan’ın ölümü ile geride karısı Meryem ile çocukları F.. D.. ve Mediha’yı bıraktığı” hususunun belirtildiği, mirasbırakan Ramazan’ın nüfusa kayıtlı olmadığı ancak Adana 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/2077 E. sayılı davacının mirasbırakanı Ramazan’a ait veraset ilamında “ eşi Feruze’den olma tek mirasçısının Mediha “ olduğunun belirtildiği, ne var ki mahkemece gerek veraset dosyasının tanıkları gerekse eldeki dosyanın tanıkları olan S.. A.. ile L.. K..’ın bu çelişkili durumla ilgili bilgilerinin alınmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, anılan tanıkların tekrar bilgilerine başvurularak yukarıda belirtilen çelişkilerin giderilmeye çalışılması, gerekirse resen araştırma ilkesi gereği davacı tarafın göstereceği başka tanıkların da dinlenilmesi, özellikle tapulama tutanağında kayıt malikinin eşi ve çocukları olarak belirtilen kişiler üzerinde durulup, davacının annesi 157433294486 TC kimlik numaralı M.. S..in annesi olan Firaze’nin eş ve çocuklarını gösterir nüfus kaydı ile taşınmazlarda adına tespit yapılan Ramazan kızı F.. Ü..’ye ait nüfus kaydı getirtilip, bu kayıtlar üzerinden de araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.