YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7383
KARAR NO : 2014/10676
KARAR TARİHİ : 29.05.2014
MAHKEMESİ : TİREBOLU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2011/34-2013/197
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; ; dava konusu 208 ada 72 parsel sayılı taşınmazın davacı, davalı ve dava dışı kardeşleri Mehmet ile mirasbırakan babaları adına paylı mülkiyet üzere tespit ve tescil gördüğü, muris adına tescil gören pay üzerinde de tarafların dava dışı mirasçılar ile elbirliği halinde malik oldukları, fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazda yer alan ahşap evin davalıya ait olduğuna dair sicil kaydında şerh bulunduğu, davacının, çekişme konusu fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazın fındık mahsulünü davalı kardeşinin aldığını, taşınmazdaki evi kullandığını ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini isteği ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Somut olaya gelince; davalı savunmasında 29.657,48m2 yüzölçümlü fındık bahçesi vasıflı çekişmeli taşınmazın bir bölümünün çalılık olduğunu belirtmiş, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler de taşınmazın bir bölümü orman olduğundan bu kısımda fındık yetiştirilemediğini bildirmişlerdir. Ne var ki; bilirkişilerce taşınmazın tamamının fındık bahçesi olduğu kabul edilerek rapor hazırlanmıştır.
Hal böyle olunca; mahalinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak taşınmazın kullanım durumunun belirlenmesi, davacının muristen intkal eden payının da olduğu dikkate alınmak suretiyle payına isabet eden ecrimsilin belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının savunması üzerinde durulmadan, taşınmazın hangi bölümlerinin çalılık hangi bölümlerinin fındıklık olduğu saptanmadan, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları açıklanan yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.