Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/18918 E. 2014/7648 K. 14.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18918
KARAR NO : 2014/7648
KARAR TARİHİ : 14.04.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/06/2013
NUMARASI : 2010/541-2013/399

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın reddine; karşı davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı-karşı davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; karşı dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, tapu iptal-tescil davasının açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar, davacı-karşı davalının temyizi üzerine Dairece; iptal-tescil davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemenin direnme kararı vermesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karar, yine davacı-karşı davalının temyizi üzerine Dairece, taraflar arasında düzenlenen 10.4.2001 tarihli belgenin 5.2.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen türden bir belge olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın yine bu tür bir belge ise Borçlar Kanunu 81.madde hükmü gözetilmeksizin sonuca gidilmiş olmasının doğru olmadığına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ve davalı Ramazan arasında düzenlenen 9.4.2001 ve 10.4.2001 tarihli belgeler dikkate alındığında aralarında inanç sözleşmesi olduğu, bu sözleşmeler uyarınca davacı-karşı davalı Kemal’in 5.7.2001 tarihine kadar 15.000,00-TL ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle tapu iptal ve tescil isteyemeyeceği gerekçesiyle tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, davacı-karşı davalı K. kayden davalı-karşı davacı Fadile’ye ait olan taşınmazı haklı ve geçerli bir neden olmaksızın kullandığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, Yargıtayın bozma kararına uyulması durumunda, bozma kararında gösterilen şekilde inceleme yapılarak, yine bozma ilamında açıklanan esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu kural kamu düzeniyle ilgili olup, kazanılmış hak ilkesinin bir gereğidir.
Bozma kararında mahkemece yapılması ve araştırılması gerekli hususlar duraksamaya yer bırakmayacak biçimde gösterilmesine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karşın, bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
Bozma ilamında, 10.04.2001 tarihli belgenin 5.2.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının öngördüğü bir belge olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması gerektiği, 5.2.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının kabul ettiği belge niteliğinde olduğunun kabul edilmesi halinde Borçlar Kanununun 81. maddesi (6098 Türk Borçlar Kanunu 97. maddesi) hükmü gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmış olup, mahkemece anılan belgenin taraflar arasındaki inançlı işlem gereği düzenlendiği benimsenerek davacı tarafça davalı Ramazan’a yapılan ödemelerin miktarı araştırılmış, 15.000,00-TL borcun büyük bir kısmının ödenmediği belirlenmiştir. Ayrıca mahkemece, iddianın inanç sözleşmesine dayalı olduğu, anılan belgenin inanç sözleşmesinin belgesi olduğu kabul edilmiş, mahkeme kararı davalılar tarafından gerekçeden temyiz edilmemekle bu olgu benimsenmiş bulunmaktadır.
Ne var ki mahkemece, bozma ilamında belirtildiği şekilde Borçlar Kanununun 81. maddesinin (6098 Türk Borçlar Kanunu 97. maddesi) gereklerinin yerine getirilmemiş olması doğru değildir.
Bilindiği üzere; kendi edimini yerine getirmeyen, karşı edimin ifasını isteyemeyeceğinden, Borçlar Kanununun 81. maddesi (6098 Türk Borçlar Kanunu 97. maddesi) hükmü uyarınca, davacı tarafından davalı Ramazan’a ödenmeyen borcun mahkeme veznesine depo ettirilmesi için davacı tarafa önel verilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Hâl böyle olunca; mahkemece davacıya önel verilmek suretiyle ödenmediği belirlenen borcun davalı Ramazan’a ödenmek üzere mahkeme veznesine depo ettirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı-karşı davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.