Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/19660 E. 2014/7650 K. 14.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19660
KARAR NO : 2014/7650
KARAR TARİHİ : 14.04.2014

MAHKEMESİ : HATAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/07/2013
NUMARASI : 2011/450-2013/329

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu 290 ve 292 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların paylarına karşılık çekişmesiz olarak kullandıkları yerler bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine, 261 parsel yönünden, davacıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakları bulunmadığı gerekçesiyle sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların, kayden paydaşı oldukları, zilyetliklerinde bulundurdukları 261, 290 ve 292 parsel sayılı taşınmazlar ile M. K.bulunan taşınmazlarına davalının ekip dikmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteği ile eldeki davayı açtıkları, dava konusu 261 parselde dava dışı kişiler ile dava dilekçesinde davacı olarak gösterilmeyen fakat davacılar vekiline vekaletname verdiği anlaşılan Beşir kızı F.. O..’ın kayden paydaş oldukları, 290 ve 292 parsellerde davacı Meyade dışındaki davacılar ile dava dışı kişilerin kayden paydaş oldukları, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı ancak bir kısım dava dışı paydaşların muvafakati ile taşınmazları kullandığı, mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile, dava konusu 261 parselde davalının kullandığı bir alan bulunmadığı, 290 ve 292 sayılı parsellerde davalı ile birlikte davacıların da kullandıkları yerler bulunduğu, paydaşlar arasında rızai taksim ya da fiili kullanma biçimi bulunmadığı ve 262, 174 sayılı parseller ile dere yatağına isabet eden kısımlarda davalının kullandığı alanlar bulunduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, çekişme konusu 290 ve 292 parsel sayılı taşınmazlarda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, davacıların paylarına karşılık çekişmesiz olarak kullandıkları yerlerin bulunduğu, davalının bir kısım paydaşlar adına ve onlardan aldığı muvafakate dayanarak taşınmazları kullandığı, 261 sayılı parselde ise davacıların kayıt maliki olmadıkları, dolayısıyla mülkiyete dayanarak dava açma hakları bulunmadığı belirlenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar, dava dilekçesinde köy bazında malik oldukları/zilyetliklerinde bulundurdukları diğer parseller ile ilgili olarak da elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuş olmalarına rağmen yargılama aşamasında bu taşınmazların hangi parseller olduğu davacı tarafça açıklanmadığı gibi mahkemenin de bu konuda gerekli açıklamayı yapmak üzere davacı tarafa herhangi bir süre vermediği görülmektedir. Bilindiği üzere dava dilekçesinde talep sonucu yeterince açık değilse, 6100 s. HMK’nun 119/1-ğ ve 119/2. maddesinde davacı tarafa taleplerini açıklama ve netleştirme hususunda usulünce süre verilmesi, verilen sürede gerekli eksiklik giderilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği öngörülmüştür.
Öte yandan, davacıların zilyetliklerinde bulundurduklarını iddia ettikleri taşınmazlar belirlenerek, bu taşınmazlar bakımından açılan davanın TMK’nın 981. ve devamı maddelerinde düzenlenen ”zilyetliğin korunması davası” niteliğinde olması, HMK’nın 4/c (HUMK’nın 8/3.) maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olması, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsiz olması sebebiyle dosyanın tefrik edilip Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca, öncelikle davacı tarafa dava dilekçesinde belirtilen M.Köyündeki dava konusu diğer taşınmazları bildirmeleri konusunda HMK’nun 119/2. maddesi gereğince usulünce süre verilmesi, verilen sürede söz konusu eksiklik giderildiği takdirde, zilyetlik hakkına dayanılan taşınmazlar yönünden görevsizlik kararı verilmek üzere davanın tefrik edilmesi, mülkiyete dayalı talepler yönünden yerinde keşif yapılarak müdahale olup olmadığının belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.