Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6429 E. 2014/15662 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6429
KARAR NO : 2014/15662
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

MAHKEMESİ : SAFRANBOLU SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2013/219-2013/634

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi….. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar; 594 ada 22 parsel sayılı taşınmazın ½ pay maliki “Hacı M..A…)” ile kök mirasbırakanları “M..K…’nun” aynı kişi olduğunu, bu durumun Safranbolu Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.02.2007 gün 2007/290E-2007/78K sayılı mirasçılık belgesiyle sabit olduğunu ileri sürerek “Hacı M..(Ah..)” adına kayıtlı ½ payın iptali ve payları oranında adlarına tescil isteğiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır.
Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.12.2012 gün 2012/338 E-2012/540 K sayılı kararıyla davacıların tapu kaydında düzeltim isteğinde bulundukları, davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ise davacıların iptal ve tescil isteğinde bulundukları davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK 33. (1086 sayılı HUMK 76.) maddesi hükmü uyarınca olayları bildirmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ve ona uygun yasal düzenlemeyi tayin ve tespit ederek uygulamak mahkemeye aittir.
Eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesinin içeriği ve dosyadaki mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, talebin tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda ileri sürülen isteğin mülkiyet aktarımı niteliğinde olmadığı gözetilerek, talep tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK’nın 382. maddesi kapsamında çekişmesiz yargı niteliğinde değerlendirilmesi ve aynı Kanunun 383. maddesi uyarınca uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, mahkemece işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.