Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/11957 E. 2014/13872 K. 09.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11957
KARAR NO : 2014/13872
KARAR TARİHİ : 09.09.2014

MAHKEMESİ : KARATAŞ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2014
NUMARASI : 2012/154-2014/76

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava; tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Tapu Müdürülüğü tarafından temyiz etmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacı tarafından, mirasbırakan D. kızı H.T.’in dava konusu … parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında kimlik bilgisinin “ Hatice Hatun” olarak yazılı olduğu, “ D.” olan baba adının ise bulunmadığı ileri sürülerek, tapu kayıt bilgisinin nüfus kaydına uygun şekilde düzeltilmesi isteğiyle eldeki davanın açıldığı, dava konusu taşınmazdaki H.H. payının 10.11.1993 tarihinde Hükmen edinildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre Sulh Hukuk Mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Yasanın 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanısıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4 – İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaza ilişkin 15.05.1980 tarihli Tapulama Komisyon Kararı’nda, Mart 1315 tarih ve 83 sıra numaralı dayanak tapu kaydından sözedilerek taşınmazın tamamı 64 hisse itibariyle 52 hissesinin Mehmet oğulları Y.T., O. T. ve 12 hissesinin de dede Kerimesi S. . kızı H.H.adlarına kayıtlı olduğu, Y. T.n ölümü ile hissesinin Adana 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait 1977/1250 E. ve 1977/1093 K. sayıl veraset ilamı gereğince eşi H. ve evlatları R.A. ve N. T. ve kendisinden önce ölen oğlu Y.C.’ın çocuklarına kaldığından bahsedildiği ancak mahkemece bu irs ilişkisi üzerinde durulmadan karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca; anılan tapulama komisyon kararında belirtilen irs ilişki üzerinde durularak, davacının mirasbırakını olan D. kızı H.T.’in gerçekten tapu kaydında adı geçen H. H. olup olmadığının saptanması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.