Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/11873 E. 2014/13893 K. 09.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11873
KARAR NO : 2014/13893
KARAR TARİHİ : 09.09.2014

MAHKEMESİ : AŞKALE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2011
NUMARASI : 2004/196-2011/245

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar ve davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 09.09.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat H.O. geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalı Ö. A. davalı Ö. A., davalı Ö. A., davalı H.. A.. ve temyiz edilen dahili davalılar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar; kayden paydaşı bulundukları çaplı taşınmazlara davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın müdahale ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve geriye dönük beş yıllık ecrimisil isteği ile eldeki davayı açmışlar, temyiz aşamasında ise elatmanın önlenmesi isteklerinden feragat ettiklerini bildirmişlerdir.
Mahkemece; ..parsel sayılı taşınmazlarla ilgili davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine, .. .. ve .. parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine, 7,…sayılı taşınmazların davalılar tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın tarım yapmak suretiyle kullanıldığı belirlenerek davalıların haksız elatmalarının önlenmesine, … parsel sayılı taşınmazlarla ilgili ecrimisil talebinin zamanaşımı süresi dolduğundan reddine, diğer parseller bakımından ise 33.000,00 TL. ecrimisilin dönem sonu itibariyle işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; paylı mülkiyete tâbi, tarla vasfındaki 50 parça taşınmazın davaya konu edildiği, ..parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan 48 parça taşınmazda davacılar paydaş iken davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir haklarının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazlardan … sayılı parsellerin davalılar tarafından kullanılmadığı belirlenmek ve bu olgular benimsenmek suretiyle …parseller bakımından ise davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Nitekim taraflarca da anılan parseller hakkında kurulan hüküm temyize konu edilmemiştir.
O halde; temyiz davasına konu edilen ihtilafın diğer parseller hakkında kurulan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil hükmüne yönelik olduğu açıktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava dilekçesinde ecrimisil yanısıra elatmanın önlenmesine karar verilmesi istenildiği halde temyiz aşamasında vekâletnamedeki yetkiye dayanılarak elatmanın önlenmesi isteğinden feragat edildiği dolayısıyla temyiz isteğinin ecrimisile hasredildiği görülmektedir. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 311. maddesinde feragatın kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 310. maddesinde ise, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davadan feragat edilebileceği hükümleri düzenlenmiştir. Bu durumda elatmanın önlenmesi isteği bakımından davadan feragat beyanının anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku yoktur.
Davacıların ve davalıların ecrimisile yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği ve gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Bir başka ifadeyle ecrimisil, haksız işgal nedeniyle “tazminat” olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık olmalı ve değerlendirme gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre ecrimisil talep edilmiş ise, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, arsa ve binaların haksız kullanımı için kira esasına göre ecrimisil talep edilmiş ise, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek re’sen emsal araştırılmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenmeli, sonraki dönemler için belirlenecek ecrimisil ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edimelidir.
Diğer taraftan; ecrimisil isteğine karşı zamanaşımı def’i ileri sürülmüşse en fazla beş yıllık süre için ecrimisile hükmedilebilir, eğer zamanaşımı def’i ileri sürülmemişse beş yıldan fazla bir zaman için de ecrimisile hükmedilebilir. Bu durumda gerek 25.5.1938 tarih, 29/10 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı gerekse 818 sayılı Boçlar Kanunu 126 maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 147.maddesi) hükmüne göre ve davacıların talepleri de gözetildiğinde dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için belirlenecek ecrimisile hükmedilebileceğinde kuşku yoktur.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece davaya konu edilen ……sayılı parseller dışında kalan taşınmazlar hakkında ecrimisil incelemesi yapıldığı, ecrimisil incelemesi yapılan taşınmazların tamamının tarla vasfında ve paylı mülkiyete tâbi olduğu, davanın 26/07/2004 tarihinde açıldığı, geriye dönük 5 yıllık ecrimisil istenildiği, mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları ve dinlenen tanık anlatımlarından …… ., . (toplam 35 parça) parsel sayılı taşınmazların 1994- 2006 tarihleri arasında, …. (toplam 4 parça) parsel sayılı taşınmazların 1996-1998 yılları arasında davalılar tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın tarım yapmak suretiyle kullanıldığının saptandığı görülmektedir.
O halde; davanın 26/07/2004 tarihinde açıldığı, davalıların kullanımının 1996-1998 yılları arasında olduğu ve davacıların talebi gözetildiğinde çekişmeye konu 660, 626, 628, 633 parsel sayılı taşımazlar bakımından ecrimisil incelemesi yapılmayarak zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ne var ki, kabul kapsamına alınan ecrimisil bakımından da aynı isabetin sağlandığını söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava dilekçesinde hangi parsel için, hangi döneme ilişkin ve ne kadar ecrimisil istendiği belirtilmediği gibi mahkemece bu hususta bir açıklama yaptırılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ve denetime elverecek şekilde hazırlanmadığı, öte yandan dosya arasında yer alan Aşkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 13-07/2004 tarihli, 2004/14 ve 15 Esas sayılı Değişik iş dosyalarında yapılan keşifte dinlenen tanık – mahalli bilirkişi beyanları ve keşif sonucu alınan bilirkişi raporundan; ecrimisile karar verilen bir kısım taşınmazların 2004 yılı itibariyle davalılar tarafından kullanılmadığı yönündeki bulgular ile hükme esas alınan rapordaki bulgular arasındaki çelişkiler giderilmeden ve tespit dosyaları değerlendirmeye alınmadan, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidildiği görülmektedir.
Hâl böyle olunca, öncelikle elatmanın önlenmesi isteği bakımından davacıların feragat beyanının değerlendirilmesi, çekişmeye konu taşınmazlardan her birine hangi dönem için ne miktarda ecrimisil istendiği hususlarının davacılara açıklattırılması, ondan sonra ziraat mühendisi sıfatını haiz üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden uygulama yapılarak ecrimisil hesabı yönünden denetime imkân verecek ve önceden düzenlenen bilirkişi raporları ile aralarında varsa çelişkileri giderecek şekilde rapor alınması, ecrimisil istenen dönem içerisinde tarla vasıflı taşınmazların kim veya kimlerin tasarrufunda bulunduğunun özellikle Aşkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/14 ve 15 sayılı Değişik İş dosyalarındaki saptamaların da gözetilerek kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bu olguların tespiti bakımından davaya konu her bir parsel için ayrı ayrı tanıkların dinlenmesi, anılan hususların her türlü delille kanıtlanabileceği dikkate alınarak yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilmek suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde belirlenecek ecrimisilin hükümde infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; dava dilekçesindeki taleple sınırlı kalınarak belirlenen ecrimisile dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken 6100 sayılı HMK’nin 26. maddesinde düzenlenen ilke gözardı edilerek talep aşılmak suretiyle kademeli faizin tahsiline karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Davacıların ve davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacılar vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edenlerden alınmasına, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.