Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/10173 E. 2014/12927 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10173
KARAR NO : 2014/12927
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ : BOR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2013
NUMARASI : 2010/428-2013/165

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil, alacak ve manevi tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, tetkik hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil, eski hale getirme bedelinin tahsili ve manevi tazminat isteklerine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 4 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, kayden maliki olduğu 4 ada 16 parsel sayılı taşınmaza davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün yol açmak ve taş dökmek suretiyle, diğer davalı şirketin ise taşınmaza açılan yolları kullanmak, yukarıda bulunan taş ocağından kırdığı taşların atıklarını dökmek ve ark açıp pis suları geçirmek suretiyle müdahale ettiklerini, elatma nedeniyle taşınmazında ekim ve dikim yapamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirme bedeli olarak 5.000,00 TL, 2005 yılından itibaren olmak üzere 7.000,00 TL ecrimisil ve duyduğu üzüntü nedeniyle de 2.000,00 TL manevi tazminatın tahsili isteğiyle eldeki davayı açmış; yargılama sırasında 12.04.2012 tarihinde davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davadan feragat ettiğini belirtmiş, daha sonra 07.11.2012 tarihinde ıslah ile, eski hale getirme bedeline yönelik talebini 30.484,00 TL olarak artırdığını bildirmiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü, davacı taşınmazına müdahalesi bulunmadığını, davanın zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı A. İnş. Mak. Mad. Turz. Tic. Ltd. Şti; dava dilekçesinin kendilerine usulsüz tebliğ edildiğini, 1996 yılından beri Bor ilçesinde taş ocağı işlettiklerini, o tarihten beri dava konusu taşınmazda mevcut olan yolu kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza yol açmak, dolgu yapmak, taşı yığınları dökmek, ark açmak, mil birikintisine yol açmak suretiyle müdahale edildiği, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden davanın atiye bırakıldığı, davacının elatma nedeniyle manevi tazminata esas alınacak şekilde elem ve keder duyduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan dosya kapsamı ile, davacının Türk Medeni Yasanının 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına istinaden eldeki davayı açtığı, davalı A. İnş. Mak. Mad. Turz. Tic. Ltd. Şti;’nin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın çekişme konusu 4 ada 16 parsel sayılı taşınmazda mevcut yolları kullanmak, ark açmak ve mil birikintisine neden olarak haksız müdahale ettiği belirlenmek suretiyle davanın bu davalı hakkında elatmanın önlenmesi, eski hale getirme bedeli ve ecrimisil istekleri bakımından kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur.
Bilindiği gibi, elatma haksız eylem olup, fiilen elatana karşı davanın açılması gerektiğinde kuşku yoktur. O halde, davalı A. İnş. Mak. Mad. Turz. Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu edilen taşınmazda kullandığı yerlerden, başka bir deyişle müdahale ettiği alanlardan sorumlu tutulması gerektiği de açıktır.
Ne varki, mahkemece bu yönden yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; mahallinde yeniden uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak davalı A. İnş. Mak. Mad. Turz. Tic. Ltd. Şti. dava konusu taşınmazda kullandığı alanların kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, anılan davalının müdahale ettiği alanlardan ve bu alanlar bakamından belirlenecek ecrimisil ile eski hale getirme bedelinden sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ilgisi olmayan bölümleri de kapsar biçimde taşınmazdaki tüm yapılanmadan sorumlu tutulması doğru değildir.
Kabule göre de, hemen belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı HMK.nın 26. maddesi hükmü gereğince; hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda, davacının yıkım ve eski hale getirme talebi olmadığı halde talebin aşılarak taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımına ve taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan; davacı vekili usulüne uygun imzası ile tevsik ettiği beyanıyla 12.04.2012 tarihli oturumda, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davadan feragat ettiğini bildirdiğine göre, anılan davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 6. maddesi hükmü gereğince davalı Karayolları Genel Müdürlüğü lehine avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile bu yönde bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi aracılığıyla) 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,3.7.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.