YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12841
KARAR NO : 2014/13940
KARAR TARİHİ : 10.09.2014
MAHKEMESİ : AKŞEHİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2014
NUMARASI : 2012/318-2014/22
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacı vasisi, davacının kayden paydaşı olduğu .. ada .. parsel sayılı taşınmaza, davalıların hiçbir haklı sebepleri bulunmaksızın ekip, dikmek suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan N.. davacı babasının vesayet altına altına alınması için açtığı dava sonucu, babasının kısıtlanmasına ve kendisine oğlu Hasan’ın vasi olarak atanmasına karar verildiğini, kısıtlının taşınmazlarının büyük çoğunluğunu vasinin kullandığını, davaya konu taşınmazın davacı kısıtlı babası tarafından 20 yılı aşkın süre önce kendisine verildiğini ve imar ihya ederek meyve fidanlığı konumuna getirdiğini, davacının vasilik yetkilerini kullanarak ve kötüniyetli olarak davacının rızası hilafına eldeki davayı açtığını belirterek, davanın reddini savunmuş, diğer davalı ise, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; “çekişmeli yeri 20 yıla yakın bir süredir davacı Şükrü’nün onayı ve tahsisi nedeniyle davalıların kullandıkları, üzerindeki muhdesatın davalılar tarafından yetiştirilip bakıldığı, keşifteki konumuna getirildiği, böylece davacı Şükrü’nün bilfiil rızasının mevcut olduğu, sonradan bunu ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması olarak kabulü gerektiği” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 163 ada 8 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olup, davacı Şükrü’nün ½ pay maliki bulunduğu, diğer payların ise dava dışı kişilere ait olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan herhangi bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 15.11.2011 tarih ve 663-1246 sayılı kararıyla, davacı Şükrü’nün hastalığı nedeniyle TMK’nun 405. maddesi uyarınca kısıtlanarak kendisine oğlu H. D.’ın vasi olarak atanmasına karar verildiği ve kararın 12.01.2012 tarihinde kesinleştiği, yargılama sırasında da aynı Mahkemece 01.03.2013 tarihinde, eldeki dava bakımından vasiye husumete izin kararı verildiği görülmektedir.
Bilindiği ve Türk Medeni Kanununun 683. maddesinde hükme bağlandığı üzere, bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Diğer taraftan; aynı Yasanın 403. maddesi uyarınca da, vasi, vesayet altındaki kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Somut olayda; davacı vasisi, dava açmadan önce 07.02.2012 tarihli ihtarnameyle çekişme konusu taşınmazı teslim etmesi yönünde davalı Nurcan’a ihtarda bulunmuş ve bilahare eldeki davayı açmış olmakla; her ne kadar öncesinde davalıların kullanımları muvafakate dayalı ise de, muvafakatın geri alındığı tartışmasızdır. Yine, çekişmeli taşınmazın keşfen belirlenen 2351.15m2lik bölümünün davalıların tasarrufunda bulunduğu, ancak kullanımlarının haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattıkları bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabule göre de, yargılama sırasında davalıların elattıkları bölümün dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen dava değeri üzerinden harç tamamlanmadığı halde, dava dilekçesinde gösterilen değer yerine taşınmazın tamamının değeri üzerinden davalı yararına fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması da isabetsizdir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.