Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/22025 E. 2014/16989 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22025
KARAR NO : 2014/16989
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ : SALİHLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/03/2013
NUMARASI : 2011/831-2013/221

Tarafla arasında birleştirilerek görülen tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ve birleşen dosya davacıları tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleşen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların murisin paylaştırma amacı ile temlikleri yaptığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, asıl davaya konu 106 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının mirasbırakan N.. Y.. tarafından 22.08.2005 tarihinde Z.. U..’a, 104 ada 18 parsel sayılı taşınmazın da 27.10.2003 tarihinde birleşen dosya davalısı N.. K..’ya satış suretiyle devredildiği, diğer birleşen dosyada dava edilen 106 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ise resmi akit tablosunun dosyada bulunmadığı, bu taşınmaz için birleşen dosya davacıları N.. K.. ve arkadaşlarının davalı N.. Y.. aleyhine, anılan taşınmazdaki muris N.. Y..’ın payını davalı Necdet’e mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak satış suretiyle devrettiği, ayrıca taşınmazın diğer paydaşlarının paylarını Necdet’e satmaları sırasında bedelin muris Niyazı tarafından verildiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptal ve tescil isteminde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanununun 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 237 (818 s. Borçlar Kanunun 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; mirasbırakan Niyazi’nin 02.08.2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi Kadriye ve çocukları Necibe, Zekiye ve Necdet’in kaldığı, muris Niyazi’nin mirasçısı olan eşi Kadriye’ye herhangi bir kazandırmada bulunmadığı, o halde, mirasbırakan Niyazi’nin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yaptığından söz edebilme olanağı yoktur.
Diğer taraftan, temyiz aşamasında dosyaya sunulan ve davacılar K.. Y.. ve arkadaşları tarafından davalı Necdet aleyhine 31.10.2011 tarihinde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak araç kaydının ve minibüs hattının iptali ve tescil istemiyle açılan Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/718 esas sayılı davası sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle birleştirilen davanın konusunu teşkil eden 106 ada 8 nolu parselin resmi akit tablısunun getirtilmesi, muris Niyazi tarafından davalı Necdet’e temlik edilen pay olup olmadığının saptanması, var ise iptal tescil isteğinin değerlendirilmesi aksi halde bir başka ifade ile davalı tarafından üçüncü kişiden pay edinilmesi sırasında bedelin muris tarafından ödendiği iddiasında 01.04.1974 gün ½ sayılı İ.B.K.’nun uygulanamıyacağı koşulları var ise tenkis istenebileceği, birleştirilen davada da tenkis istenilmediğinin gözetilmesi Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/718 E. 2013/505 K. sayılı dosyasının getirtilip değerlendirilmesi, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yukardaki ilkeler uyarınca değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Asıl ve birleşen dosya davacılarının, temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.