Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/2047 E. 2014/6474 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2047
KARAR NO : 2014/6474
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

MAHKEMESİ : EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2013
NUMARASI : 2012/431-2013/153

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,tecavüzlü durumun imar uygulaması ile oluştuğu gerekçesi ile 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi hükmü gözetilerek kaim bedel karşılığı elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacıların paydaş oldukları çekişmeli 2557 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile davalının kayden maliki bulunduğu 2557 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğu,davalıya ait bir kısım duvarın davacıların taşınmazına tecavüzlü bulunduğu,davalının imar uygulamasına yönelik idari işlemin iptali için açtığı davanın Edirne İdare Mahkemesinin 2012/679 Esas 2013/998 Karar sayılı ilamı ile reddedildiği ve kararın Danıştay’da temyiz aşamasında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalıya ait etrafı duvar ile çevrili parke döşeli ve yol olarak kullanılan alan ile ağaçlık alanın önceden kendi 5821 nolu imar parselinin mülkiyet alanında kalmakta iken imar şüyulandırması (parselasyonu) sonucu oluşturulan ve davacılar adına tapuya tescili yapılan 2557 ada 2 nolu imar parseline katıldığı uzman bilirkişi raporuyla saptanmıştır.
İmar parselinin dayanağını teşkil eden idari kararın idari yargı yerinde iptal edildiği durumda idari karar öncesi ( imar öncesi ) hak durumunun geri döneceği kuşkusuzdur.
Nevar ki, imar uygulaması işleminin iptali için idari yargı yerinde açılan dava sonuçlanmış ise de, kararın henüz kesinleşmesi beklenmemiştir. Sözü edilen davanın eldeki davayı etkileyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, öncelikle açılan iptal davasının kesinleşmesinin beklenmesi (6100 sayılı HMK. nun 165. maddesi hükmü uyarınca iptal davasının ön mesele sayılması) ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.