YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15954
KARAR NO : 2014/18917
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ : AFYONKARAHİSAR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2014
NUMARASI : 2014/174-2014/286
Taraflar arasında görülen kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kısa kararın 1.fıkrasının (b) bendinde “…. Afyonkarahisar Merkez … İmar Mah. .. ada, 18 parsel sayılı taşınmaz, … ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ,8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar, 2146 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar, 2199 ada 2, 3 ve 4 (395/506 hissesinde) parsel sayılı taşınmazlardaki tapu kayıtlarında malik isminin Mehmet Ali, malik baba isminin Hacı Mehmet olarak düzeltilmesine, tapu malikinin isminin D. isminin eklenmesi talebinin reddine, davacının tapu malikinin mirasçısı olduğunun tespitine”; karar verildiği, ancak gerekçeli karara “…..tapu malikinin isminin D. isminin eklenmesi talebinin reddine, davacının tapu malikinin mirasçısı olduğunun tespitine….” ibarelerinin yazılmadığı, davacı vekilinin 11.06.2014 tarihli dilekçesi ile tavzih isteminde bulunması üzerine 16.07.2014 tarihli tavzih kararı ile anılan ibarelerin karara yazılarak tavzih isteğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 305. maddesinde belirtildiği üzere, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyor ise, taraflarca hükmün icrasına kadar açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesi istenebilir. Ancak tavzih yolu ile hükmün değiştirilmesi veya hükme ilâve yapılması olanaksızdır.
O hâlde, anılan ibarelerin tavzih kararı ile hükme eklenmesinin doğru olduğunu söyleyebilme imkânı yoktur.
Açıklanan nedenle; mahkemenin 16.07.2014 tarihli tavzih kararının ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilerek asıl kararın incelenmesine geçildi;
Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388, 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HUMK’un 389., yine HMK’nin 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada HUMK’un 381.maddesinin son fıkrasının HMK’nin 294.maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK’nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri göz ardı edilerek kısa kararda “ ….tapu malikinin isminin D. isminin eklenmesi talebinin reddine, davacının tapu malikinin mirasçısı olduğunun tespitine” karar verildiği halde, gerekçeli kararda bu yönde hüküm kurulmayarak kısa karara çelişkili biçimde gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Hal böyle olunca, 10.04.1992 gün,1992/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Kabule göre de; bozma ilamında değinildiği üzere tapu kayıt maliki ile davacının murisinin aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, davacının tapu kayıt malikinin mirasçısı olduğunun tespiti yönünde hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.