Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/15086 E. 2014/18974 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15086
KARAR NO : 2014/18974
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ : BİGA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2013
NUMARASI : 2013/231-2013/547

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltimesi isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası “C. oğlu F. A.ı”nın kayden maliki olduğu 2491 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında adının “Halil” olarak yer aldığını gerçekte murisinin nüfus kaydında adının “F.” olduğunu ileri sürerek, anılan taşınmazın tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Dosya içeriği, toplanan deliller ve eksiğin tamamlanması suretiyle getirtilen belgelerden; dava konusu 2491 parsel sayılı taşınmazın 1954 yılında 4753 sayılı sayılı Çiftciyi Topraklandırma Kanununa istinaden tescil edildiği, dayanağını teşkil eden arazi dağıtım cetvelinde de dava konusu taşınmazın “İ. oğlu H. A.ı”‘ya tevzi edildiği, tapuda isminin düzeltilmesi istenen davacının murisi “C. oğlu F. A.”‘nın nüfus kayıtlarına göre, C.i ve N. oğlu 01.07.1910 doğum ve 10.02.1986 ölüm tarihli, .. ili, . ilçesi, . köyü .. numaralı hanede kayıtlı olduğu, Nüfus Müdürlüğü’nün yazı cevabından tapulama tutanağında adı geçen “İsmail oğlu H. A.ı” isminde kayda rastlanılmadığı, kolluk marifetiyle yapılan araştırma yazı cevabından tapu kayıt maliki “İ. oğlu H. A. isminde kimsenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/(2). fıkrasının ç-1) bendi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltmesini isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin takip yetkisi vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir. Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazı bilen yaşlı ve tarafsız kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi ve sağ iseler tutanak bilirkişilerinin ve komşu taşınmaz maliklerinin ve davacının göstereceği tanıklarını da katılımı ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak beyanlarına başvurulması, taşınmazı kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiğinin, isim ve baba adı farklılığının neden kaynaklandığının tespit edilmesi zorunludur.
Öte yandan, davacı tarafından çekişmeli taşınmazın tapu kaydında mirasbırakanının “İ.l” olarak yer alan baba adının nüfus kaydına uygun olarak “C.i” şeklinde düzeltilmesi istemiyle 23.05.2013 tarihinde Biga Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı 2013/486 E., sayılı davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin temyizi üzerine Dairede temyiz incelemesinde olduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca, öncelikle Biga Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/486E., 2013/566 K., sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediğinin saptanması kesinleşmiş ise eldeki dava dosyasında toplanan delillerle birlikte değerlendirilmesi aksi halde arasında bağlantı bulunduğundan 6100 sayılı H.M.K. nun 166. maddesi gözetilerek davaların birleştirilerek görülmesi, yukarıda açıklanan ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma yapılarak isim ve baba adı farklılığının neden kaynaklandığı şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.