Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/13903 E. 2014/18511 K. 27.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13903
KARAR NO : 2014/18511
KARAR TARİHİ : 27.11.2014

MAHKEMESİ : SİNOP 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/02/2014
NUMARASI : 2013/493-2014/74

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlığın ortaklığın giderilmesi davası yoluyla çözülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 487, 488, 489, 490, 533, 536, 537, 546, 596, 656, 657, 658, 659, 660, 1049, 1050, 1051, 1052, 1053, 1054, 1055, 1056, 1057, 1058, 1059, 1060, 1061, 1062, 1063, 1064, 1065, 1066, 1097, 1104, 1105, 1106 ve 1107 parsel sayılı taşınmazların davacı, davalılar ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davalıların taşınmazları ekip biçmek suretiyle kullandığı, diğer paydaşların yararlanmasına izin vermedikleri, uyarılara rağmen kullanımlarının sürdüğü ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğiyle eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davacının davalılar Nazım ve Nazif hakkındaki davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 413.) ve 492 Sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından (4.3.1953 tarihli 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanunu’nun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de “…muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı Yasanın 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince, davanın yalnız talep edilen ecrimisil miktarı olan 5.000.TL üzerinden harç yatırılmak suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi talebi yönünden harç yatırılmadığı gibi yargılama sırasında da harcın tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle elatmanın önlenmesi talebi yönünden harç eksikliğinin giderilmesi için davacı tarafa süre verilmesi, bu usuli eksiklik giderildiği takdirde yargılamaya devam edilmesi; kabule göre de paylı mülkiyete konu taşınmazdan yararlanamayan paydaşın, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan elatmanın önlenmesini her zaman isteyebileceği ve ecrimisil talebinde bulunabileceği, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle davacının payına karşılık taşınmazlarda kullandığı yer bulunup bulunmadığının ve tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi, özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulması gerektiği gözetilerek tarafların tüm delilleri eksiksiz toplanarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebi konusunda hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, anılan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, feragat edilen davalılar Nazım ve Nazif haklarında sonuçları farklı olması nedeniyle feragat nedeniyle red kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme sonucu hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.