YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17481
KARAR NO : 2014/16271
KARAR TARİHİ : 22.10.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 10. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2012/1393-2013/1009
Taraflar arasında görülen ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sonunda, yerel mahkemenin görevsizliğine ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ……raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, ihtiyaç nedeniyle tahliye isteğine ilişkindir.
Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 9375 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 22 nolu bağımsız bölümün davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, kendisinin halen başka bir taşınmazda kiracı olarak ikamet edip, davaya konu meskene ihtiyacı bulunduğunu, ayrıca kira bedellerini de tahsil edemediğini, davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazı tahliye etmediğini ileri sürerek, davalının tahliyesi istemiyle eldeki davayı sulh hukuk mahkemesine açmıştır.
Ne var ki, davacı tarafından davalı tarafa teklif edilen yemin neticesinde davanın hukuki niteliğinin değiştiği ve taraflar arasında kira ilişkisinin bulunmadığının belirlendiği, 6100 sayılı HMK’nın 180. maddesi gereğince davada tam ıslah da yapılmadığı gözetildiğinde; aynı Yasanın 26. maddesi ve taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere taraflar arasındaki ihtilafın kira ilişkisinden kaynaklanmadığı, ihtilafın taşınmaza el atmanın önlenmesi niteliğinde olduğu ve davanın asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş olması isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Davacı, sulh hukuk mahkemesine açmış olduğu davasında ihtiyaç nedeniyle tahliye isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazda davacının izni ile oturduğunu, aralarında kira ilişkisi bulunmadığını, kira bedeli de ödemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Yargılama sırasında davacının teklif ettiği yemini etmesi nedeniyle taraflar arasında kira sözleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Çözümlenmesi gereken husus taraflar arasında kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı hususudur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık tektir. Bu uyuşmazlık ise davacının maliki olduğu taşınmazda davalının hangi sıfatla oturduğudur. Bu sıfata göre görevli mahkeme belirlenecek, kiracı ise uyuşmazlık sulh hukuk mahkemesinde, fuzuli şagil ise asliye hukuk mahkemesinde görülecektir.
Görev kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle hakim görevli mahkemeyi resen belirlemeli, uyuşmazlığın çözümü mahkemenin görevine girmiyorsa görevsizlik kararı vermelidir.
Davacı her ne kadar davasını kira sözleşmesi nedeniyle tahliye davası olarak açmış ise de HMK 33. maddesinde belirtildiği üzere “Hakim, Türk hukukunu res’en uygular.” ilkesi gereğince “olayların anlatımı taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir” somut olay; davalının, davacının taşınmazında oturması ve davalının bu taşınmazı boşaltmasıdır. Hukuki vasıflandırma ise taşınmazın hangi sebeple boşaltılacağıdır. Bu nedenle hakim hukuki nitelendirmeyi doğru olarak yapmalı uyuşmazlığın niteliğini belirledikten sonra yine HMK 2 ve 4. maddeleri gereğince uyuşmazlığın çözümünde görevli değilse görevsizlik kararı vermelidir. Görevsiz mahkeme dosyanın esasına girerek davanın esastan reddine karar veremez.
Ayrıca taraflar arasındaki (bir tek) uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi sonucunda mahkemenin görevli olmaması üzerine görevsizlik kararı yerine davanın esastan reddi yoluna gidilmesi durumunda davacı bir kez de görevli mahkemede aynı davayı açacak bu da “usul ekenomisine” uygun olmayacak, HMK 331/2. maddede belirtilenin aksine davacı iki kez vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemek zorunda kalacaktır. Böyle bir durumda taraflar arasında yazılı bir kira sözleşmesi yoksa, kira paraları da elden ödenmişse davacının kira sözleşmesine dayanması halinde davalı bu sözleşmenin olmadığını, fuzuli işgale dayanması halinde de aralarında sözleşme olduğunu ileri sürecek bu yönde yemin de edecek sonucunda da davacı en az 2 kez dava açarak sonuca ulaşabilecek ve bu durumda kötü niyetli davalı ödüllendirilmiş olacaktır.
Somut olaya gelince; hakim hukuki nitelendirmeyi doğru olarak yapmış asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Bu kararın onanması gerektiği düşüncesiyle bozma yönündeki çoğunluk görüşüne yukarıdaki gerekçelerle katılmıyorum.