YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16850
KARAR NO : 2014/17573
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2013/28-2013/85
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, itirazın iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 173.877.TL asıl alacak, 1.043,26.TL faiz olmak üzere toplam 174.920.26.TL lik kısım yönünden itirazın iptaline ve asıl alacak üzerinden % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu tarla-sulama kanalı vasıflı 1414 ada 12 parsel sayılı taşınmazın toplam 14/20 oranında pay malikleri Mehmet, Hürmüz, Emine ve Salim’in gaip olmaları nedeniyle hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla Edirne 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.09.2003 tarihli ve 2003/289 Esas, 2003/504 sayılı kararı ile Edirne Defterdarının kayyım olarak atandığı, çekişme konusu taşınmazın 13.05.2006 ile 12.05.2011 tarihleri arasında davalı belediye tarafından yol ve kaldırım olarak kullanıldığının tespiti üzerine anılan paydaşlar yönünden tahakkuk ettirilen ecrimisilin ödenmemesi üzerine Edirne 1. İcra Müdürlüğünün 2011/4303 sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, davalı belediye tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiği ileri sürülerek itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteğiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.04.2012 tarih ve 2011/372 Esas, 2012/117 sayılı kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.10.2012 tarihli ve 2012/15864 Esas, 2012/20944 sayılı kararı ile, kayyımın harçtan muaf olmadığı ve yargı harçlarının ödenmesi konusunda davacıya süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Mahkemece, iddia ve savunmanın denetlenmesi açısından mahallinde keşif yapılmamış, dosya üzerinden mali müşavir bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor esas alınarak neticeye gidilmiştir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda oluşturulacak bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılması, davalının kaldırım ve yol olarak kullandığı ileri sürülen yerlerin tereddüde yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişi heyetinden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Kabule göre de; ecrimisil alacağının likit olmadığı nazara alınmaksızın icra inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.