YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13392
KARAR NO : 2014/14661
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
MAHKEMESİ : KDZ.EREĞLİ 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/01/2013
NUMARASI : 2012/489-2013/90
Yanlar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; .. ada .. parsel sayılı taşınmazın paylı maliklerinden “M. oğlu E. Ö.’ın” nüfus kütüğünde “M.kızı E. Ö. olarak kayıtlı olduğunu , Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/11372 sayılı dosyasında tapu kaydında düzeltim davası açmak üzere yetki verildiğini belirterek anılan parsele ait tapu kaydının nüfus kaydına göre düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur..
Mahkemece; talebin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden ; talep konusu .. ada .. parselin , ifraz işlemi sonucu .. ada .. sayılı kadastro parselinden geldiği, 1971 yılında yapılan kadastro sırasında .. ada .. parselin eski tapu kayıtları uygulanarak tapu malikleri oldukları belirtilen M. kızı E. ve diğer paydaşlar adlarına paylı mülkiyet üzere tesbit edildiği, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 1996 yılında yapılan ifraz işlemiyle ..ada .. ve dava dışı parsellere gittiği, .. ada ..parselin 584/2089 payının M. oğlu E. Ö. ve 1505/2089 payının H. karısı Ayşe adlarına tescil edildiği, Zonguldak / Ereğli ilçesinde tapu maliki Mehmet kızı E. Ö. adına nüfus kütüğünde 6 tane kayıt bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı,
kaydıdüzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyleki, talep konusu taşınmazlara kadastro tespiti sırasında revizyon gören tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gitti kayıtları ile birlikte getirtilmediği, … ada .. parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki ve tapu kaydındaki paylı maliklerden “M. kızı E.’nin” 1996 yılında yapılan ifraz işlemi sonucu oluşan .. ada .. parselin tapu kaydında “M. kızı E. Ö.” olarak isminin yazıldığı halde mahkemece bu değişikliğin nereden kaynaklandığının araştırılmadığı, ifraza ilişkin tüm belgelerin getirtilmediği, kadastro tutanağında, revizyon tapu kayıtlarında ve imar uygulamasına ilişkin belgelerde yeralan bilgilerle davacının miras bırakanına ait alt ve üst soy vukuatlı aile nüfus kayıtlarının karşılaştırilmadığı, öte yandan; çekişme konusu taşınmazı halihazırda kimin tasarruf ettiğinin araştırılmadığı ve tanık dinlenmediği görülmektedir.
O halde; mahallinde keşif yapılıp elverdiğince yaşlı tanıklar ve varsa tespit bilirkişilerinin dinlenilmesi, yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, talep konusu taşınmazdaki paylı malik “ M..kızı E.Ö. ” ile davacının miras bırakanı “ M. ve A.’den olma 1932 doğumlu M.kızı E.Ö.’ın ” aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, tüm bu araştırmalar sonucu kesin bir kanaat oluşmamış ise kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip 1972, 1975 ve 1984 doğumlu olanların doğum tarihleri itibariyle tapu maliki oldukları düşünülemeyeceğinden 1937, 1922 ve 1909 doğumlu ve ölü oldukları anlaşılan M. kızı E. Ö. isimli şahısların mirasçıları meşruatlı davetiye ile çağırılıp taşınmazda hak iddia edip etmediklerinin sorulması, mülkiyet hakkı iddiasında bulunmaları halinde dava mülkiyetin aktarımına ilişkin olup artık bu davanın çekişmesiz yargı usulüne göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görülebilmesine imkan bulunmadığından anılan kişiler aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde çekişmeli yargı usulüne göre ayrı bir dava açılması gerektiğinin gözetilmesi, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.