Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/11646 E. 2014/14662 K. 23.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11646
KARAR NO : 2014/14662
KARAR TARİHİ : 23.09.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2014
NUMARASI : 2013/720-2014/37

Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tespit isteğine ilişkindir.
Davacılar; ..parsel sayılı taşınmazın tapu maliki “A.F.’un”Mersin 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/271E-694K sayılı mirasçılık belgesindeki “F. oğlu A. F.” olduğunun tespiti isteğinde bulunmuşlardır..
Mahkemece, tespit isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; 1962 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında talep konusu .. parsel sayılı taşınmazın eski tapu kayıtları uygulanarak tapu malikleri arasında yapılan paylaşım sonucu A. F.’a kaldığı, 1950 yılında öldüğü ancak mirasçılarının bilinmediğinden sözedilerek Mersin’de oturduğu belirtilen A. F. mirasçıları denilmek suretiyle tespit edildiği, itirazsız kesinleştiği anlaşılmaktadır..
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydıdüzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, talep konusu taşınmaza kadastro tesbiti sırasında revizyon gören (uygulanan) tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gitti kayıtlarıyla birlikte getirtilmediği, davacıların sundukları mirasçılık belgesiyle revizyon tapu kayıtlarındaki malik isimleri arasında bağlantının olup olmadığının araştırılmadığı, tapu maliki A. F. adına kayıt bulunup bulunmadığının Nüfus Müdürlüğünden sorulmadığı, talep konusu taşınmazı öncesinde ve halihazırda kimin tasarruf ettiğinin belirlenmediği ve bu konuda tanıkların bilgilerine başvurulmadığı, kadastro tespit tarihi dikkate alındığında dinlenen tanıkların yaşlarının küçük, beyanlarınında yetersiz olduğu görülmektedir. O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak talep konusu taşınmazdaki malik “A. F. ” ile davacının miras bırakanı “F.oğlu A. F.’un ” aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılıp elverdiğince yaşlı tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.