Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/1318 E. 2014/8505 K. 24.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1318
KARAR NO : 2014/8505
KARAR TARİHİ : 24.04.2014

MAHKEMESİ : ÇANKIRI SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2013
NUMARASI : 2012/1410-2013/1248

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Davacı, paydaşı olduğu 328 ada 6 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak açmış olduğu ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında 9/72 pay sahibi olan ”Y.” tapu sicil kaydında baba adının yazılı olmaması sebebi ile kaydın eklenmesi konusunda dava açması yönünde kendisine yetki verildiğini ileri sürerek, anılan paydaşın isminin ”M. oğlu 1275 doğumlu, 1334 tarihinde ölen Y.” olarak tashihine karar verilmesi istekli eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile; ”S. M. oğlu 1275 doğumlu, 1334’de vefat eden Y. Ç. ile A. R. Mahallesi 378 ada 6 parselde bulunan taşınmaza tapuda belirtilen hissesi oranında tapuda kayıt ve tesciline” şeklinde karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır. Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; paydaş olduğu iddia edilen ”Mustafa ve Fatma oğlu 01.07.1859 doğumlu 17.04.1918 tarihinde ölen Yusuf’un” tüm çocuklarını gösterir nüfus kayıtlarının getirtilip, kadastro tutanağında belirtilen bilgilerle karşılaştırılarak denetlenmediği, öte yandan mirasçılarının tespit edilerek ilgili sıfatıyla beyanlarının alınmadığı görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak, talebe konu taşınmazın paydaşı ”Yusuf’un,” ”01.07.1859 doğumlu, 17.04.1918 tarihinde ölen M.ve F.oğlu Y.’ olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; talebe konu taşınmaz 328 ada 6 nolu parsel olduğu halde hükümde 378 ada 6 parsel yazılması doğru olmadığı gibi, dava dilekçesi içeriği ve dosya kapsamından davada kayıt maliki ile, iddia edilen kişinin aynı şahıslar olduğunun tespiti ve bu doğrultuda baba adının eklenmesi talep edildiği halde, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.