Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/259 E. 2014/8055 K. 17.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/259
KARAR NO : 2014/8055
KARAR TARİHİ : 17.04.2014

MAHKEMESİ : KAZAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/09/2013
NUMARASI : 2013/66-2013/258

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapuda isim tashihi istemine ilişkin olup, davanın kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; ”…Dava konusu taşınmazlardan 755 nolu parselin tespit ve tesciline esas kadastro tutanağının ve dayanağı belgelerinin getirtilmediği ve nüfus müdürlüğünden usulüne uygun şekilde bir araştırma yapılmadığı, o halde, taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden ”Dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen A.oğlu M.A. un nüfus kaydının getirtilerek aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadıklarının” sorulması, aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkı iddialarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, taşınmazların kadastro tutanağı ve dayanağı belgelerin de incelenmesi, kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde değerlendirme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek karar verilmesinin doğru olmadığı” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama neticesinde davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bozmaya uyulmuş olmakla bozma gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunlu olup, bu durum usuli kazanılmış hakkın bir gereğidir.
Ne var ki, mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; talebe konu taşınmazları kimin ne şekilde tasarruf ettiğinin araştırılmadığı, özellikle 755 nolu parselin kadastro tutanağında belirtilen 176 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı ile eklerinin getirtilmediği, tespit tarihinde taşınmazlar Ankara, Kızılcahamam sınırları içerisinde tespit gördüğü halde Kızılcaham İlçesi, bağlı belde ve köylerinde kayıtlarda yeraldığı şekilde” A.oğlu M.A.” adında herhangi bir kişinin kaydının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; bozma ilamında belirtilen ilkeler ve yukarıda belirtilen olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bozma gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmeksizin neticeye gidilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.