YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2292
KARAR NO : 2014/8163
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
MAHKEMESİ : AKYURT SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2013/157-2013/259
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydında düzeltim isteğine ilişkindir.
Mahkemece, verilen karar Dairece, “tapu maliki olarak görünen Hasine’nin artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığından ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre üzeltilemeyeceğinden eşi Osman’ın nüfus kaydında bulunan şerh ve değinilen mahkeme kararları da dikkate alınarak tespit kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir“ gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamından sonra Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, bozma sonrası mahkemece yapılacak işlemleri düzenleyen 429/2. maddesinde ifade edildiği üzere “…Mahkeme, temyiz edenden 434’ncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan; bir davanın taraflarının o dava yönünden, Mahkemece hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan direnme ya da uyma kararının bulunması, zorunludur
Somut olayda; mahkemece, taraflara bozma ilamı ve bozma sonrası duruşma günü tebliğ edilmiş, bozma ilamına karşı tarafların beyanları alınmış; ne var ki, usulüne uygun olarak uyma yada direnme yönünde hüküm kurulmamıştır. Yerel Mahkemenin, bozmadan sonra usulüne uygun olarak kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan direnme ya da uyma kararı vermesi zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Tarih 24.12.2008, Esas No: 2008/2-750 Karar No: 2008/763 ; Tarih 16.07.2008 Esas No: 2008/8-492 Karar No: 2008/505).
Hal böyle olunca; mahkemece,tarafların bozma kararına karşı beyanları alındıktan sonra bozma kararına uyulup uyulmaması takdir edilerek, direnme yada uyma yönünde açıkça bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.