Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/17486 E. 2014/17410 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17486
KARAR NO : 2014/17410
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : GÖLBAŞI(ANKARA) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2013
NUMARASI : 2013/221-2013/121

Taraflar arasında görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle satılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı, davacının mirasbırakanından bir çok taşınmaz kaldığını, bunlarla ilgili intikal işlemlerini yaptırıp harç ve diğer masrafları ödediğini, bu işlemlerin karşılığı olarak da mirasçıların paylarını onların muvafakatı ile satarak emeğinin ve yaptığı masrafların karşılığını aldığını savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdaki davacı payı ile dava dışı davacının kardeşleri olan diğer mirasçıların paylarının vekaleten davalı Hasan tarafından 15.01.2009 tarihindeki intikal işlemlerinin ardından 20.01.2009 tarihinde dava dışı Hatice isimli kişiye satışının gerçekleştirildiği, davalı Hasan’ın davacının kardeşi Ümit’in eşi olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere, 2500 lira üzerindeki miktarlar bakımından iddianın tanıkla kanıtlanamayacağı açıktır. Somut olayda davalı mirasçılarla yaptığı anlaşma uyarınca bedel ödemediğini savunmuş ve bu anlaşmayı kanıtlamak amacıyla da mahkemece verilen iki haftalık süre içerisinde tanık isimlerini bildirmiştir.
Gerçekten de, taraflar arasında intikal vergilerinin ödenmesi ve bu gibi işlemlerin yapılması karşılığında davacının payının satılıp bu paranın davalı tarafından alınmasına ilişkin bir anlaşma yapılmış ise, bunun tarafları bağlayacağı ve bu maddi vakıanın tanıkla kanıtlanabileceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalı tarafından süresinde isimleri bildirilen tanıkların dinlenilmesinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedene hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.