Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/14449 E. 2014/17393 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14449
KARAR NO : 2014/17393
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2010
NUMARASI : 2010/537-2010/682

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava; tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; 586 ada 47 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin kayden maliki olduğunu, dava dışı Yapı Kredi Bankası A.Ş ile 2 nolu bağımsız bölüm yönünden ipotek sözleşmesi imzaladıklarını, anılan banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi sonucu 2 nolu bağımsız bölümün satışı yapıldığı halde T.. M..ne gönderilen tescil istekli yazıdaki yanlışlık üzerine ipotek sözleşmesi kapsamı dışında olan 1 nolu bağımsız bölümünde davalılardan M.. A.. adına tescil edildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece; davacının 586 ada 47 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler yönünden dava dışı Yapı Kredi Bankası A.Ş ile ipotek sözleşmesi imzaladığı, anılan banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi sonucu 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin satıldığı, her nekadar takip talebinde maddi yanılgı ile sadece 2 nolu bağımsız bölüm yazılmış isede kıymet takdiri ve satış ilanlarının her iki parsel yönünden yapıldığı, davacının açtığı ihalenin feshi davasından da feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne varki eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen tapu kayıtlarından; davalı M.. A..’nun çekişmeli taşınmazdaki tüm payını 18.02.2011 tarihinde dava dışı M.. S..’a satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanında doğal bir sonucudur. Usul hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 6100 sayılı HMK’nın 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir.
Sözkonusu maddede “dava konusunun devri” kenar başlığı altında; “Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olurlar.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” şeklinde düzenlemeler getirmiştir.
O halde, kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan anılan yasal düzenlemeler gözetilmek suretiyle, mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkının hatırlatılması, bu yöndeki usuli eksikliğin giderilmesi ve sonucuna göre işlem işlem yapılarak ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.