YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14822
KARAR NO : 2014/8260
KARAR TARİHİ : 22.04.2014
MAHKEMESİ : ÇAL SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/09/2012
NUMARASI : 2012/129-2012/434
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına eksik yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, 2280 ve 4584 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan babası M.. Ç..’e ait olduğunu, babası M.. Ç..’in baba adı nüfusta “M.Ç.” olduğu halde kadastro çalışmaları sırasında tapuya “Mehmet” olarak yazıldığını, ayrıca babasının doğum tarihi “1331” olduğu halde “1339” olarak yanlış yazıldığını ileri sürüp kayıt malikinin baba adı ve doğum tarihinin düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, her iki parsel yönünden de baba adının düzeltilmesi talebinin kabulüne, doğum tarihinin düzeltilmesi talebinin reddine karar verilmiş, hükmü davalı idare temyiz etmiş olup, davacının iddialarının 2280 parsel bakımından yerinde olduğu saptanarak bu taşınmaz bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalının, 4584 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz itirazlarına gelince;
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltmesini isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin takip yetkisi vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir. Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; 4584 parsel sayılı taşınmazın 22.3.1943 tarih ve 139 sıra no’lu tapu kaydına dayanarak 15.11.1980 tarihinde 1330 doğumlu Mehmet oğlu M.. Ç.. adına tespit gördüğü, tespite Mehmet oğlu S. Ç. ve Mehmet oğlu Ramazan Çelik’in itirazı üzerine Komisyonca, 4584 parselin tashihen 1339 doğumlu Mehmet oğlu M.. Ç.. adına tespitine karar verildiği, yine aynı kişilerin Çal Tapulama Mahkemesine açtıkları 1980/145 E. 1983/6 K. sayılı tespite itiraz davasında, davacılar S. ve R.; dava konusu 4584 no’lu parsele zuhulen itiraz ettiklerini, bu parselin kardeşleri Mehmet oğlu M.. Ç.. adına yazılmadığını ve İsabey Kasabasında baba adı ve isimleri aynı olan başka bir M.. Ç..’e ait olduğunu, aslında kendilerinin 4583 no’lu parsele itiraz etmeleri gerektiğini beyan ederek itirazlarından vazgeçmeleri üzerine 4584 no’lu parsele itiraz etmemiş sayılmalarına ve 4584 no’lu parselin tespit gibi M.oğlu M.. Ç.. adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeyerek 23.3.1983 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Getirtilen nüfus kayıtlarına göre davacının, 15.10.1992 tarihinde ölen M. Ç. ve Fatma oğlu, 1.7.1915 (1331) doğumlu M.. Ç..’in mirasçısı olduğu, aynı yerde nüfusa kayıtlı olup 20.11.1983 tarihinde ölen Mehmet ve Cennet oğlu 1.7.1923 (1339) doğumlu bir başka M.. Ç.. daha bulunduğu, bu kişinin mirasçılarına dahili dava dilekçelerinin tebliğ edildiği, mirasçılardan bir kısmının yargılama sırasında dinlendikleri ve beyanlarında, 2280 sayılı parselle ilgilerinin bulunmadığını, davacının babasının bağının kendi babaları adına, babalarına ait tarlanın da davacının babası adına isim benzerliğinden dolayı yanlış yazıldığını bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, 4583 ve 4584 parsel sayılı taşınmazların ilk tesislerinden itibaren tüm tapu kayıtları, dayanak belgeleri ve çaplı krokileri getirtilerek yerinde keşif yapılması, tanıkların keşifte taşınmaz başında dinlenmeleri, Mehmet oğlu S.ve R. Tapulama Mahkemesinde hak iddia ettikleri taşınmazın 4583’mü, yoksa 4584’mü olduğunun ve dava dışı diğer Mehmet oğlu M.. Ç.. mirasçılarının 4583 parselde mi, 4584 parselde mi hak iddia ettiklerinin açıklığa kavuşturulması, hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.