YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/368
KARAR NO : 2014/15059
KARAR TARİHİ : 29.09.2014
MAHKEMESİ : SEFERİHİSAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/09/2013
NUMARASI : 2012/64-2013/211
Yanlar arasında görülen yıkım ve eski hale iade davası sonunda yerel mahkemece davalı İbrahim yönünden davanın kabulüne; davalı Kooperatif yönünden husumet nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar davalı İ.. A.. tarafından süresinde; davacı vekili tarafından temyiz süresi geçtikten sonra temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, kat irtifakı kurulu ana taşınmazda ortak yer niteliğindeki alana yapılan merdiven vb. yapılar ile ağaçların yıkımı ve taşınmazın eski hale getirilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı İbrahim yönünden davanın kabulüne; davalı Kooperatif yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Hüküm, temyiz eden davacıya 25.10.2013 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK 432) onbeş günlük süre geçtikten sonra 12.11.2013 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.Davacının temyiz dilekçesinin HUMK’nun 432/4 maddesi gereğince reddine,
2-Davalı İ.. A..’ın temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu kat irtifakı kurulu 4324 parsel sayılı taşınmazda dubleks mesken niteliğinde 17 adet bağımsız bölüm bulunduğu, 10 numaralı bağımsız bölümün davacı, 7 numaralı bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, taraflar kat malikleri olup, kaldırılması istenilen yapı ve ağaçların da ortak alanda kaldığı dosya kapsamıyla sabittir.
Öyle ise, taraflar arasındaki çekişmenin 634 Sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde giderilmesi gerektiği tartışmasızdır.
Öte yandan; 634 sayılı Yasaya 2814 Sayılı Yasa ile eklenen (Ek.1.) maddesinde aynen “değeri ne olursa olsun Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlıkların çözümünde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olacağı” hükmü öngörülmüştür.
Bilindiği üzere, görev kamu düzeniyle ilgili olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gereken bir kuraldır.
Hal böyle olunca; taraflar arasındaki çekişmenin çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilmeksizin işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı İbrahim’in bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.