YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22272
KARAR NO : 2014/29083
KARAR TARİHİ : 02.12.2014
MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2014/90-2014/317
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından bonolara dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 nolu ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak sair şikayeti ile birlikte takibe konu senetlerin 13.12.2011 tarihli ortaklık sözleşmesi kapsamında teminat senedi olarak verildiğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 170/a-2 maddesi gereğince hakim, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re’sen inceleyerek, takibin iptaline karar verebilir.
TTK’nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesine göre, çift vadeli olarak düzenlenen senetler, bono vasfında sayılamaz.
Somut olayda takip dayanağı 6 adet bonodan 13.12.2011 tanzim tarihli 6.800TL bedelli olan senedin “ödeme tarihi” kısmında “30.04.2013” tarihinin yazılı olduğu, senet metninde ise vadenin “Otuz Mart 2013” olarak gösterildiği, bu haliyle dayanak bonoda çift vade olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, belirtilen senet yönünden borçlu hakkındaki takibin İİK’nun 170/a-2 maddesi uyarınca re’sen iptaline karar verilmesi gerekirken, senedin teminat senedi olduğu gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de, netice itibari ile takip belirtilen bu senet yönünden iptal edildiğinden, mahkeme kararı bu senet yönünden sonucu itibariyle doğru olduğundan, alacaklının sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;
HGK’nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
Somut olayda, takibe konu senet metinlerinde teminat amaçlı verildiklerine dair bir ibare yer almadığı gibi; takip alacaklısı lehtar ve keşideci borçlunun imzaladıkları 13.12.2011 tarihli ortaklık sözleşmesinde de takibe dayanak bonolara açıkça atıfta bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, 30.11.2012, 30.12.2012, 30.03.2013, 30.01.2013 ve 30.02.2013 vade tarihli senetler yönünden itirazın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçeyle şikayetin kabulü ile takibin iptaline dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.