Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7692 E. , 2021/6122 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7692
Karar No : 2021/6122
DAVACI : …A. Ş.
VEKİLİ : Av. …, Av. …
DAVALI : …Bakanlığı / …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : 31/12/2018 tarih ve 30642 sayılı (4. mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğünün 11/04/2019 tarih ve 29166 sayılı Genelgesinin (2019/4) bunların kabul edilmemesi halinde anılan Genelgenin (3) sayılı ekinin “Lahika 1” bölümünün 34. sırasında yer alan “Tüpraş Tütünçiftlik Tesisi (Sadece Klavuzluk Hizmetleri)” ibaresinin, anılan Genelgenin (3) sayılı ekinde Total ve Ege Gaz Tesislerini, Nemrut Körfezi Kılavuzluk ve Römorkaj hizmet sahasına dahil eden ibarenin, anılan Genelgenin (2) sayılı ekinin Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Hizmet Sahasını (C) Sınıfı hizmet sahası olarak belirleyen ibarenin ve …tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, İzmit Tütünçiftlik ve İzmir Aliağa rafinerilerinde bulunan iskelelerine ham petrol ve ürün ticareti için yanaşan gemilere kılavuzluk ve römorkaj hizmeti sunulduğu, römorkaj hizmetinin her ikisinin de sunulduğu, kılavuzluk hizmetinin sadece Tütünçiftlikte sunulduğu, 2007 yılına kadar Tüpraş tarafından, özelleştirmeden sonra ise kendi iştiraki Damla Denizcilik AŞ tarafından verildiği, 1999 yılından bu yana da komşu 3 tesise daha hizmet sunulduğu, ilk genelgede Tütünçiftlik tesisinin yer almadığı, bu sayede kendi tesislerine hizmet verebileceklerinin kabul edildiği, ancak dava konusu genelge ile İzmit tesisleri arasında sayıldığı ve kendi tesislerine yönelik hizmet verme haklarının ellerinden alındığı, özel güvenlik bölgesi mevzuatına tabi olan Tüpraşın güvenlik endişelerinin göz önüne alınmadığı, özelleştirmeden gelen haklarının yok sayıldığı, Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Bölgesi, Egegaz, Total ve MKE tesislerine kılavuzluk ve römorkaj hizmetinin yıllardır verildiği, ancak bu tesislerin Genelge ile ayrı hizmet sahası olarak belirlendiği, bu haksızlığın giderilmesi için yapılan başvurunun reddedildiği, bu bölgenin stratejik önemi nedeniyle tek bir kılavuzluk ve römorkörcülük şirketi tarafından hizmet verilmesi gerektiği, Yönetmeliğin 6/3. maddesinde yetki tanındığı, Yönetmeliğin 11/1. maddesi gereği bölgenin coğrafi, sratejik ve güvenlik özelliklerinin dikkate alınması gerektiği, Karaağaç Koyunun Nemrut Körfezinin devamı gibi değerlendirilmemesi gerektiği, birbirine çok yakın bu tesislerin 3 kılavuzluk şirketi ve en az 3 römorkaj şirketinden hizmet alacağı, bu durumun ise can, mal, deniz ve çevre güvenliği açısından riskli olduğu, 20 yıldır bu hizmetleri sunmakta oldukları, kazanılmış haklarının bulunduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, İzmit tesislerine yönelik olarak; özelleştirmeden önce de Tüpraşın sadece römorkörcülük hizmetlerini kendisinin verdiği, kılavuzluk hizmetini İzmit Körfezinde yetkili teşkilatın verdiği, 2010 yılında izin süresi dolması üzerine yeni düzenleme yapılıncaya kadar süregeldiği gibi devam etmesinin uygun bulunduğu, Genelgede de geçmişte olduğu gibi römorkörcülük hizmetinin Tüpraş tarafından kılavuzluk hizmetinin İzmit Körfezindeki yetkili teşkilat tarafından verilmesinin düzenlendiği, İzmit Körfezindeki 34 tesisten 33 tanesinin hem kılavuzluk hem römorkörcülük hizmetleri için hizmet sahası olarak belirlenmiş iken sadece Tüpraş Tütünçiftlik tesislerinin kılavuzluk hizmeti olarak dahil edilip davacının özelleştirmeden kaynaklı haklarının korunduğu, Total, Egegaz ve Aliağa Gemi Geri Dönüşüm tesislerine yönelik olarak; bu tesislere 20 yıldır hizmet verdiği ancak bunun özelleştirmeden kaynaklı bir hak olmadığı, sadece bu tesislere hizmet veren kuruluş olmadığından ve davacının İzmir Rafinerisine yakın olmaları nedeniyle idare tarafından bu hizmetlerin verilmesinde sakınca görülmemesinden kaynaklandığı, 2002 yılında hizmetin yeni bir işlem tesis edilinceye kadar yürütülmesi, 2013 yılında da yine kazanılmış hak oluşturmayacağı, yeni düzenleme yapılabileceğinin bilinmesi kaydıyla hizmetin sürdürülmesi yönünde izin verildiği, 2019 yılında ise Uzmar Kılavuzluk Teşkilatının yetkilendirildiği, davacının iddialarının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, düzenlemelerin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : 08/01/2020 tarihli, 31002 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile dava konusu Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda, davaya konu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması ve yerine yürürlüğe konulan Yönetmeliğin iptali istemiyle açılmış davaların da bulunması karşısında, görülmekte olan dava konusuz kalmıştır.
Yine davalı idare tarafından dava konusu Genelgeden sonra 11/04/2019 tarih, 29166 sayı ve 2019/4 numaralı Genelgenin yürürlüğe konulduğu ve Genelgenin 9. maddesi ile davaya konu olan 24/01/2019 tarih, 6860 sayı ve 2019/3 sıra numaralı Genelgenin de yürürlükten kaldırıldığı anlaşıldığından, dava bu yönden de konusuz kalmıştır.
Açıklanan nedenlerle karar verilmesine yer olmadığı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 09/12/2021 tarihinde, davacı vekili Av. …’in ve davalı idare vekilleri Av. …ile Av. …’ın geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraf vekillerine usulüne uygun olarak söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraf vekillerine son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davalı idare tarafından, Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış, bu Yönetmeliğe istinaden 11/04/2019 tarih ve 2019/4 sayılı Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği konulu Genelge yürürlüğe konulmuştur.
Davacı tarafından hizmet sahalarının yeniden düzenlenmesine yönelik yapılan başvuru ise …tarih ve …sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, anılan Yönetmelik, Genelge ve işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği, bütün değişiklikleriyle birlikte, 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu 11/04/2019 tarih ve 2019/4 sayılı Genelge ise davalı idare tarafından yürürlüğe konulan 10/01/2020 tarih ve 2020/1 sayılı Genelgenin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Dairemizce, davacının yürütmenin durdurulması istemli açtığı işbu davada 07/04/2020 tarihli karar ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, Dairemizin verdiği karara karşı davacı tarafından yapılan itirazı inceleyen İdari Dava Daireleri Kurulu, 14/09/2020 tarih ve YD İtiraz No: 2020/327 sayılı karar ile Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava konusu 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği, 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu 11/04/2019 tarih ve 2019/4 sayılı Genelge ise davalı idare tarafından yürürlüğe konulan 10/01/2020 tarih ve 2020/1 sayılı Genelgenin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin, davalı idare tarafından, başka bir davada, İdari Dava Daireleri Kurulunca, 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği hakkında verilen 11/11/2019 tarih ve YD İtiraz No: 2019/929 sayılı yürütmenin durdurulmasına dair karar tebliğ alınmadan önce, idarece tespit edilen uygulamaya yönelik ihtiyaca binaen, resen hazırlandığı ve yürürlüğe konulduğu, yargı kararının uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmış olması ve dava konusu işlemin de dava konusu Genelge’ye yönelik bir başvuru olması sebebiyle, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2..Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Davalı yanında davaya katılan müdahil tarafından yapılan yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dava, 31/12/2018 tarih ve 30642 sayılı (4. mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğünün 11/04/2019 tarih ve 29166 sayılı Genelgesinin (2019/4) bunların kabul edilmemesi halinde anılan Genelgenin (3) sayılı ekinin “Lahika 1” bölümünün 34. sırasında yer alan “Tüpraş Tütünçiftlik Tesisi (Sadece Klavuzluk Hizmetleri)” ibaresinin, anılan Genelgenin (3) sayılı ekinde Total ve Ege Gaz Tesislerini, Nemrut Körfezi Kılavuzluk ve Römorkaj hizmet sahasına dahil eden ibarenin, anılan Genelgenin (2) sayılı ekinin Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Hizmet Sahasını (C) Sınıfı hizmet sahası olarak belirleyen ibarenin ve …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin uygulamadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada amaç, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin bulunmamasını sağlayarak, hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Bir yönetmeliğe karşı dava açıldıktan sonra, idarenin yeni yönetmelik çıkarma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum, idari yargı yerinin yargısal incelemesinde bulunan yönetmelik hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılıp sonuca varılmasına hukuken engel değildir. Aksi halde, idare bu şekilde yeni yönetmelik yürürlüğe koyarak, mevcut yönetmeliğin yargı denetimine tabi tutulmasından muaf kılınmasına neden olacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının yürütmenin durdurulması istemli açtığı işbu davada 07/04/2020 tarihli karar ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, davacı tarafından yapılan itiraz üzerine ise İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 14/09/2020 tarih ve YD İtiraz No: 2020/327 sayılı karar ile Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği’nin 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 11/04/2019 tarih ve 2019/4 sayılı Genelgenin ise davalı idare tarafından yürürlüğe konulan 10/01/2020 tarih ve 2020/1 sayılı Genelgenin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, açılan başka bir davada İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 11/11/2019 tarih ve YD İtiraz No: 2019/929 sayılı karar ile 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği’nin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Davalı idare tarafından, anılan Yönetmeliğe karşı açılan başka bir davada verilen İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmenin durdurulması kararının kendilerine 23/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, yeni Yönetmeliğin ise karardan önce çıkarıldığı savunulmakta ise de İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kararın 11/11/2019 tarihinde verildiği ve İdari Dava Daireleri Kurulu oturumlarında UYAP sisteminde kararın hemen alındığı ve sisteme girişinin yapıldığı, karar sonucunun da taraflarca görülebildiği dikkate alındığında davalı idarenin kararın öğrenilmediği iddiası yerinde görülmemiş olup, yeni Yönetmeliğin yargı kararının uygulanması kapsamında çıkarıldığının kabulü gerekmiştir. Ayrıca yeni çıkarılan Yönetmelik ve Genelge hükümlerinin yürürlükten kaldırılan düzenlemelerin tekrarı mahiyetinde olduğu görüldüğünden, bu sebeple de dosyanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuki irdelemesi yapıldıktan sonra, Dairece işin esası hakkında, “ret” ya da “iptal” hükmü kurulması gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Daire kararına katılmıyorum.