Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/2124 E. , 2021/6237 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2124
Karar No : 2021/6237
TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) … Petrol Ürünleri Pazarlama Tic. Ltd. Şti.
2-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2006 ve 2007 yılına ilişkin defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden, 2006/Ocak-Aralık ile 2007/Ocak-Temmuz dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile 2006 yılına ilişkin dönemler için üç kat, 2007 yılına ilişkin dönemler için ise tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle üç kat kesilen vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Yasanın 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dokuzuncu Dairesince verilen bozma kararına uyan Vergi Mahkemesince dosyanın yeniden incelenmesi suretiyle; 2007/Ocak-Temmuz tarhiyatlarını içeren ihbarnamelerin 21/05/2012 tarihinde, defter-belge isteme yazısının ise 28/06/2011 tarihinde şirket müdürünün yerleşim yeri adresinde ….’na tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, şirketler hakkındaki tebligatların şirketlerin kanuni temsilcilerine yapılması, bu kişilerin yerleşim yeri adreslerine gidildiği durumlarda ise tebliğin, bizzat ilgilisine yapılması gerektiği, zira böyle bir tebliğin, o anda adreste bulunanı değil şirketi ilgilendirir nitelikte olduğu, dolayısıyla şirket adına yapılacak tebliğin, şirket yetkilisinin o anda adreste bulunamaması halinde şirketle ilgisi olmayan başka bir kişiye yapılamayacağı, kaldı ki tebliğ zarflarında, tebligatın neden ilgilisine değil de …’na yapıldığı yönünde bir açıklama da bulunmadığından, dolayısıyla hem ihbarnamelere ilişkin tebligatın hem de defter-belge isteme yazısına ilişkin tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, davanın süresinde açıldığının ve usulsüz tebligat nedeniyle defter-belge ibraz ödevinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığının kabulü gerektiğinden 2007/Ocak-Temmuz dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı, 2006/Ocak-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Yasanın 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasıyla ilgili olarak ise; söz konusu tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin, davacı şirket müdürü Mehmet Hakkıoğlu’na 17/11/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 30 günlük yasal süre geçtikten sonra açıldığı görüldüğünden, söz konusu ihbarnamelere ilişkin kısım yönünden davanın esasını inceleme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süreaşımı nedeniyle kısmen reddine, kısmen kabulüne, 2007/Ocak-Temmuz dönemlerine ilişkin cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Ekonomik krizden dolayı işlerinin bozulması ve şirket muhasebecisinin ücretinin ödenememesi nedeniyle şirketin defter ve belgelerinin muhasebeciden alınamadığı ve vergi incelemesine ibraz edilemediği, defter ve belgelerin muhasebeciden alınabilmesi için savcılığa yapılan müraacatın da sonuçsuz kaldığı iddialarıyla kararın redde ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Mükellefiyetleri resen terk ettirilmiş şirketlerle ilgili tebligatların, ancak şirket müdürleri ile ortaklarına ikametgah adreslerinde yapılabileceği, aynı konutta oturan kişiler açısından yapılacak tebligat konusunda yasada herhangi bir sınırlama getirilmediği, mücbir sebep olmaksızın yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmeyen davacının katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın kabule ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. Davalının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME ve GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı şirket adına, 2006 ve 2007 yılına ilişkin defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden, 2006/Ocak-Aralık ile 2007/Ocak-Temmuz dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile 2006 yılına ilişkin dönemler için üç kat, 2007 yılına ilişkin dönemler için ise tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle üç kat kesilen vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Yasanın 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT :
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, 94. maddesinde de, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı kurala bağlanmış; tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmamasının gerektiği belirtilmiştir.
İkamet adresinde yapılacak tebligatın geçerli sayılabilmesi için tebligatın, mükellefin ikametgah adresi olduğu belli olan adreste, muhatabın yokluğunda bu adreste bulunanlardan görünüşe göre 18 yaşın üstünde olan herhangi birilerine yapılmış olması gerekir. Mezkur madde, muhatap yerine tebligatı alanın, muhatap ile yakınlığı, ilgisi ve ikamet etme koşuluna dahi dikkat çekmeksizin, sadece ilgili adresin tebliğ işlemlerinin yapılmak istendiği tarihte muhatap mükellefe ait olmasını ve o adreste tebligatı kabul edecek yaş sınırında bulunulmasını yeterli görerek, söz konusu adreste bulunanlardan birisine yapılacak tebligatın muhataba yapılmış sayılacağını öngörmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen hususlarda dilekçelerin sırasıyla ilk incelemeye tabi tutulacağı, (e) bendinde de süre aşımı yönünden dilekçelerin usulüne uygun olmadığının tespiti halinde aynı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun dava açma süresini düzenleyen 7. maddesinin 1. fıkrasında da, dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 2. fıkrasının (b) bendinde de, otuz günlük dava açma süresinin , vergi, resim harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda; tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Vergi Mahkemesi kararının, süreaşımı nedeniyle redde ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Vergi Mahkemesi kararının redde dair kısmı nedeniyle hükmedilen nisbi harca ilişkin hüküm fıkrasının incelenmesine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 54. maddesinde vergi yargısı harçlarının (3) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nisbi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre ise maktu esas üzerinden alınacağı, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarifenin nisbi harçlara ilişkin II. kısmının (a) bendinde, tarhiyata ve ceza kesme işlemlerine karşı mükellefin dava açması üzerine vergi mahkemesinin nihai kararları ile Bölge İdare Mahkemesinin kararlarında, karar altına alınan uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezaların toplam değeri üzerinden binde 4,55 oranında nisbi harç alınacağı, maktu harçlara ilişkin III. Kısmında ise yukarıdaki pozisyonlarda gösterilen ve nispi harca tabi tutulmamış olan tarhiyat veya ceza kesme ve diğer işlemlerle ilgili olarak vergi mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararlarında, maktu harca hükmedileceği düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden vergi mahkemesi kararının, davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin söz konusu hüküm fıkrasıyla; üzerinden nispi harç alınmasını gerektirecek vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm karar altına alınmadığından, maktu harca hükmedilmesi gerekirken nisbi harca hükmedildiği anlaşılmıştır.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden hüküm fıkrasında yer alan “davanın reddedilen kısmı üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nisbi karar harcının” ibaresi çıkarılarak yerine “54,40 TL maktu karar harcının” ibaresi eklenmek suretiyle kararın bu kısmının düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Vergi Mahkemesi kararının kabule ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Dava konusu olayda asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen 2007/Ocak-Temmuz dönemine ait ihbarnamelerin, şirketin mükellefiyet kaydının 31/03/2008 tarihinde re’sen terk ettirilmesi nedeniyle, kanuni temsilcisinin ikametgah adresine tebliğe çıkartıldığı ve tebligatın söz konusu adreste 21/05/2012 tarihinde kanuni temsilcinin eşine yapıldığı, davanın ise 31/07/2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılabileceğinden ve aynı konutta oturan kişiler açısından yapılacak tebligat konusunda yasada herhangi bir sınırlama getirilmediğinden, 2007/Ocak-Temmuz dönemlerine ait ihbarnamelere ilişkin tebligatın usulüne uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda söz konusu ihbarnamelerin, davacı şirket yetkilisinin yerleşim yeri adresinde eşine 21/05/2012 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 30 günlük dava açma süresi geçtikten sonra 31/07/2012 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, yasal süresi içerisinde açılmayan davanın süreaşımı yönünden reddi gerekirken Vergi Mahkemesince işin esasına girilmesi suretiyle karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının süreaşımı nedeniyle redde ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, bu kısım nedeniyle hükmedilen harç yönünden yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, kabule ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Temyiz isteminde bulunan davacıdan 123,60 TL maktu harcın alınmasına
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.