Danıştay Kararı 10. Daire 2019/320 E. 2021/6128 K. 09.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/320 E.  ,  2021/6128 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/320
Karar No : 2021/6128

DAVACI : … Derneği
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. … Av. …

DAVANIN_KONUSU : 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği”nin 5. maddesinin, 6. maddesinin, 7. maddesinin, 8. maddesinin, 9. maddesinin, 10. maddesinin, 11. maddesinin, 12. maddesinin, 13. maddesinin ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmadığı gerekçesiyle de Yönetmeliğin tamamının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelikle kanunla düzenlenmesi gereken hususların düzenlendiği, kılavuzluk hizmetlerinin tekel olarak 20 yıl süre ile verilmesine ilişkin düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu, hizmet sahalarına ilişkin düzenlemelerin öngörülebilirlik ve hukuk güvenliği ilkelerine aykırı olduğu, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınmadığı ve kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin bir bütün olarak tek bir kuruluş tarafından yerine getirilmesinin kamu yararı bakımından zorunlu olduğu ileri sürülmektedir.

SAVUNMANIN_ÖZETİ : Davalı idare tarafından, düzenlemelerde kazanılmış hakların dikkate alındığı, tekel oluşmasından sakınıldığı, Dünya’da da kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin ayrı ayrı olduğu, römorkör hizmetlerinin rekabete açılmadığı, hizmet geliri eşitliği gözetilecek şekilde hizmet ataması yapılacağı, daha önce de kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin ayrı olduğu limanlar olduğu, düzenleme yapma yetkisinin bakanlıklarında olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : 31/12/2018 tarih ve 30642(4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği”nin 5. maddesinin, 6. maddesinin, 7. maddesinin, 8. maddesinin, 9. maddesinin, 10. maddesinin, 11. maddesinin, 12. maddesinin, 13. maddesinin ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmadığı gerekçesiyle de Yönetmeliğin tamamının iptali istenilmektedir.
08/01/2020 tarihli, 31002 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile dava konusu Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda, davaya konu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması ve yerine yürürlüğe konulan Yönetmeliğin iptali istemiyle açılmış davaların da bulunması karşısında, görülmekte olan dava konusuz kalmıştır.
Açıklanan nedenlerle karar verilmesine yer olmadığı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 09/12/2021 tarihinde, davacı vekillleri Av. …’ın, Av. …’un ve davalı idare vekilleri Av. … ile Av. … ‘ın geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraf vekillerine usulüne uygun olarak söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraf vekillerine son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekillerince, duruşma sırasında açıklanan savcı düşüncesinin kendilerine tebliğ edilen düşünceden farklı olduğu ve Danıştay Savcısının duruşma esnasında esasa ilişkin düşünce açıkladığı ileri sürülerek savcı düşüncesinin yazılı olarak kendilerine tebliğ edilmesi istenmiş ise de Dairemizce taraf vekillerinin aynı olması sebebiyle yürürlükten kaldırılan Yönetmelik ve Genelgeye karşı açılan davalar ile yürürlükte olan Yönetmelik ve Genelgeye karşı açılan davaların duruşmalarının birlikte yapılması nedeniyle Danıştay Savcısının öncelikle tüm dosyalardaki dava konusu Yönetmelik ve Genelgelere ilişkin genel beyanda bulunduğunu belirterek düşüncesini açıkladığı, sonuç olarak ise yürürlükten kalkan Yönetmelik ve Genelgelere yönelik karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesinin talep edildiği, yürürlükte olan Yönetmelik ve Genelgeye yönelik olarak ise davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği ve taraflara tebliğ edilen savcı düşüncesinin sonucu itibariyle farklı olmadığı anlaşıldığından, davacı vekillerinin istemi yerinde görülmemiştir.

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davalı idare tarafından, dava konusu Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Davacı tarafından anılan Yönetmeliğin yukarıda istem özetinde belirtilen maddelerinin ve sonuçta tamamının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dairemizce, davacının yürütmenin durdurulması istemli açtığı işbu davada 23/05/2019 tarihli karar ile Yönetmeliğin 6. maddesinin 7. fıkrası yönünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer kısımlar yönünden ise yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, Dairemizin verdiği karara karşı davacı tarafından yapılan itiraz üzerine ise İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 11/11/2019 tarih ve YD İtiraz No: 2019/932 sayılı kararla davacının itirazının kabulü ile Yönetmeliğin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği, 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği, 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin, davalı idare tarafından, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 11/11/2019 tarih ve YD İtiraz No: 2019/932 sayılı yürütmenin durdurulmasına dair kararı tebliğ alınmadan önce, idarece tespit edilen uygulamaya yönelik ihtiyaca binaen, resen hazırlandığı ve yürürlüğe konulduğu, yargı kararının uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2..Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Dava, 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği”nin 5. maddesinin, 6. maddesinin, 7. maddesinin, 8. maddesinin, 9. maddesinin, 10. maddesinin, 11. maddesinin, 12. maddesinin, 13. maddesinin ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmadığı gerekçesiyle de Yönetmeliğin tamamının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin uygulamadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada amaç, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin bulunmamasını sağlayarak, hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Bir yönetmeliğe karşı dava açıldıktan sonra, idarenin yeni yönetmelik çıkarma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum, idari yargı yerinin yargısal incelemesinde bulunan yönetmelik hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılıp sonuca varılmasına hukuken engel değildir. Aksi halde, idare bu şekilde yeni yönetmelik yürürlüğe koyarak, mevcut yönetmeliğin yargı denetimine tabi tutulmasından muaf kılınmasına neden olacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının yürütmenin durdurulması istemli açtığı işbu davada Dairemizin 23/05/2019 tarihli kararı ile Yönetmeliğin 6. maddesinin 7. fıkrası yönünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer kısımlar yönünden ise yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, davacı tarafından yapılan itiraz üzerine ise İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 11/11/2019 tarih ve YD İtiraz No: 2019/932 sayılı kararla davacının itirazının kabulü ile Yönetmeliğin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Bununla birlikte, dava konusu 31/12/2018 tarih ve 30642 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği’nin 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmenin durdurulması kararının kendilerine 23/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, yeni Yönetmeliğin ise karardan önce çıkarıldığı savunulmakta ise de İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kararın 11/11/2019 tarihinde verildiği ve İdari Dava Daireleri Kurulu oturumlarında UYAP sisteminde kararın hemen alındığı ve sisteme girişinin yapıldığı, karar sonucunun da taraflarca görülebildiği dikkate alındığında davalı idarenin kararın öğrenilmediği iddiası yerinde görülmemiş olup, yeni Yönetmeliğin yargı kararının uygulanması kapsamında çıkarıldığının kabulü gerekmiştir. Ayrıca yeni çıkarılan Yönetmelik hükümlerinin yürürlükten kaldırılan düzenlemelerin tekrarı mahiyetinde olduğu görüldüğünden, bu sebeple de dosyanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuki irdelemesi yapıldıktan sonra, Dairece işin esası hakkında, “ret” ya da “iptal” hükmü kurulması gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Daire kararına katılmıyorum.