Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/6080 E. , 2021/6477 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6080
Karar No : 2021/6477
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR :
1- DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
2- DAVALI : …Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVALI : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, davacı tarafından esasa ilişkin kısmının, davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından ise lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul …Devlet Hastanesinde radyodiagnostik uzmanı olarak görev yapmakta iken 26/06/2013 tarihinde istifaen görevinden ayrılan ve özel bir hastanede çalışmaya başlayan davacının; fiili hizmet süresinin hesaplanarak Emekli Sandığı üzerinden emeklilik işlemlerinin başlatılması talebiyle 04/03/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 41. ve Ek 70. maddelerinde emekli aylıklarında dikkate alınacak unsurlara yer verildiği; bakılan uyuşmazlıkta, davacının İstanbul …Devlet Hastanesinde radyodiagnostik uzmanı olarak görev yapmakta iken 26/06/2013 tarihinde istifaen görevinden ayrılıp özel bir hastanede çalışmaya başladığı, 5434 sayılı Kanun kapsamında 1 yıl 8 ay fiili hizmet süresi zammı dahil olmak üzere emekliliğe tabi hizmet süresinin toplam 20 yıl 4 ay olduğu; bununla birlikte, 4759 sayılı Kanun kapsamında emeklilik yaş şartını sağlamaması nedeniyle, davacının emekli edilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİALARI :
Davacı tarafından; 17 yıl fiilen radyoloji alanında çalışması nedeniyle, her yıl için 3 ay fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmak suretiyle, fiili hizmet süresi zammının 4 yıl 8 ay olarak belirlenmesi gerektiği halde 1 yıl 8 ay olarak hesaplandığı, Mahkeme kararında bu hesaplamanın ne şekilde yapıldığının gerekçesiyle birlikte ortaya konulmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından; davanın reddine karar verildiği halde, Kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği belirtilerek, Mahkeme kararının bu kısım yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir
Davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …DÜŞÜNCESİ : Davacının radyoloji alanında asistan ve uzman tabip olarak görev yaptığı 10/12/1996-26/06/2013 döneminde, fiili hizmet süresi zammına esas olan hizmetlerinin ve bu zammın hesaplanma şeklini gösteren bilgi ve belgelerin davalı idarelerden istenilmesi suretiyle, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
08/02/1970 doğumlu olan davacı, 1994 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuştur.
07/11/1994 tarihinde Niğde …Sağlık Ocağında tabip olarak memuriyete başlamıştır.
Davacı, 10/12/1996-06/12/2000 tarihleri arasında, İstanbul Prof. Dr. N. … Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde radyodiagnostik asistanı olarak görev yapmıştır.
07/12/2000 tarihinde …Silivri Devlet Hastanesinde radyodiagnostik uzmanı olarak yeni görevine başlamış, ayrıca 19/06/2003-13/10/2003 tarihleri arasında ikinci görev kapsamında baştabip yardımcılığı görevini de yürütmüştür.
20/06/2008 tarihinden bu yana İstanbul …Devlet Hastanesinde radyodiagnostik uzmanı olarak görev yapmakta iken 26/06/2013 tarihinde istifaen görevinden ayrılmış ve özel bir hastanede çalışmaya başlamıştır.
Davacı, fiili hizmet süresinin hesaplanarak Emekli Sandığı üzerinden emeklilik işlemlerinin başlatılması talebiyle 04/03/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvurmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 15/04/2014 tarihli işlemiyle, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesi kapsamında fiili hizmet süresi zammından yararlandırılıp yararlandırılmayacağı hususunun Sağlık Bakanlığına sorulduğu, cevap geldiğinde emeklilik durumunun değerlendirileceği şeklinde cevap verilmek suretiyle, davacının talebinin zımnen reddi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
Diğer taraftan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 10/08/2016 tarihli yazısıyla, davacının 5434 sayılı Kanun’a tabi 18 yıl 8 ay fiili hizmeti, 1 yıl 8 ay 12 gün fiili hizmet zammı ile birlikte toplam 20 yıl 4 ay 12 gün hizmetinin bulunduğu, emeklilik hizmet süresini doldurmakla birlikte, 5434 sayılı Kanun’un Geçici 205. maddesi çerçevesinde emeklilik yönünden 49 yaşa tabi olduğu, 08/02/2019 tarihinde yaş şartını dolduracağı ve bu tarihten 1 yıl 8 ay 12 günlük fiili hizmet süresi zammının düşülmesi suretiyle, 26/05/2017 tarihinde 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak emekli aylığı bağlanmasının mümkün bulunduğu belirtilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 32. maddesinin (h) bendinde; röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyonlarla bilfiil çalışan tabip, teknisyen, sağlık memuru, radyasyon fizikçisi ve teknisyeni ve iyonizan radyasyonla yine bilfiil çalışan bilumum personel ve yardımcılarının, mesleği icabı röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyon laboratuvarlarında geçen her fiili hizmet yılı için 3 ay fiili hizmet süresi zammından yararlanacağı kurala bağlanmış; aynı Kanun’un 33. maddesinde de, “…Fiili hizmet müddeti zamları, emeklilik muamelelerinde fiili hizmet sayılır. Bu zamların toplamı 8 yılı geçemez…” kuralına yer verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Fiilî hizmet süresi zammı” başlıklı 40. maddesinde, “Aşağıda belirtilen işyerlerinde ve işlerde 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayıları, fiilî hizmet süresi zammı olarak eklenir. 360 günden eksik sürelere ait fiilî hizmet süresi zammı, 360 gün için eklenen fiilî hizmet süresi ile orantılı olarak belirlenir. Çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç sigortalının kapsamdaki işyerleri ile birlikte belirtilen işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalması şarttır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/42 md.) Tablonun (10) numaralı sırasında belirtilen sigortalıların, fiili hizmet süresi zammından yararlandırılacakları dönem içinde kalan; yıllık ücretli izin, sıhhi izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile eğitim, kurs, iş öncesi ve sonrası hazırlık sürelerinde fiilen çalışma ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalma şartı aranmaz. ….” kuralı yer almış; aynı maddenin 11. bendinde de, “doğal ve yapay radyoaktif, radyoiyonizan maddeler veya bütün diğer korpüsküler emanasyon kaynakları ile yapılan işlerde çalışanlar” için 90 gün olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, 27/09/2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile, fiili hizmet süresi zammına ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun mülga 39. maddesinde; “Emekli aylığı aşağıdaki hallerde bağlanır: … b) (Değişik birinci paragraf: 25/08/1999 – 4447/23 md.) 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine, …” kuralı yer almıştır.
5434 sayılı Kanun’un, 25/08/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunla eklenen, Geçici 205. maddesinde ise; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;
Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
a) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını,
(Ek ibare: 23/05/2002-4759/5 md.) 23.5.2002 tarihinde;
b) Emeklilik hizmet sürelerini dolduranlar ile doldurmaya; 2 tam yıl veya daha az kalan iştirakçilerden kadın ise 40, erkek ise 44 yaşını,…
k) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 10 tam yıldan fazla, 11 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 49, 14 yıldan fazla, 15 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 53 yaşını, …
r) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 16 tam yıldan fazla, 17 tam yıl kalan kadın iştirakçiler 55 yaşını,
Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiilî hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
39 uncu maddenin (e) ve (f) fıkraları kapsamına girenlere 25 fiilî hizmet yılını ve yukarıdaki yaşları doldurmaları halinde emekli aylığı bağlanır. …
32 inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mahkeme kararın, davanın reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Uyuşmazlık, radyodiagnostik uzmanı olarak görev yapmakta iken, istifaen görevinden ayrılan davacının, dava tarihi itibarıyla, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında, emekli aylığı bağlanması için gerekli olan hizmet süresi (fiili hizmet süresi zammı dahil) ve yaş koşullarını taşıyıp taşımadığından kaynaklanmaktadır.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 32. maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40. maddesinde röntgen, radyum ve benzeri iyonizan radyasyonlarla fiilen çalışan sağlık personelinin, emeklilik hizmet sürelerine ilaveten fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmaları öngörülmüş; ayrıca, çalışmaların fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, personelin radyasyonla ilgili işlerde fiilen çalışmasının ve bu işin risklerine maruz kalmasının zorunlu olduğu belirtilmiş; 5434 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle de, fiili hizmet süresi zamlarının, azami 8 yıllık kısmı olmak üzere, emeklilik işlemleri yönünden fiili hizmet süresine sayılması kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinde ve Geçici 205. maddelerinde emekli aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan “hizmet süresi” ile “yaş” koşuluna yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un Geçici 205. maddesinde de, 23/05/2002 tarihi itibarıyla emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 10 tam yıldan fazla, 11 tam yıldan daha az kalan kadın iştirakçilerin 49 yaş şartını doldurmaları ve 20 yıl hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, 5434 sayılı Kanun’un Geçici 205. maddesinde, fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddeye göre belirtilen yaş hadlerinden, fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılacağı belirtilmiştir.
Buna göre, 5434 sayılı Kanun’un 39. ve Geçici 205. maddelerinde, emekli aylığı bağlanmasının koşullarının (yaş ve hizmet süresi) düzenlendiği; bu kapsamda iştirakçilere emekli aylığı bağlanabilmesi için, hizmet süresi yanında, emeklilik yaş şartının da sağlanması gerektiği; Geçici 205. madde kapsamında emeklilik yaş ve hizmet süresi belirlenmiş olanların, fiili hizmet süresi zammının da emeklilik yaşından düşülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasındaki bilgilerden ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 10/10/2016 tarihli yazısından; 08/02/1970 doğumlu olan, 07/11/1994 tarihinde tabip olarak mesleğe başlayan ve İstanbul …Devlet Hastanesinde radyodiagnostik uzmanı olarak görev yapmakta iken 26/06/2013 tarihinde istifaen görevinden ayrılan davacının, 5434 sayılı Kanun kapsamında 18 yıl 8 ay hizmet süresi ve 1 yıl 8 ay 12 gün fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplam 20 yıl 4 ay 12 gün hizmetinin bulunduğu; aynı Kanun’un Geçici 205. maddesi kapsamında da emeklilik için 20 yıl hizmet süresi ve 49 yaş koşuluna tabi olduğu, 1 yıl 8 ay 12 günlük fiili hizmet süresi zammının 49 yaş süresinden düşülmesiyle 26/05/2017 tarihinde emekliye ayrılabileceği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davacı tarafından fiili hizmet süresi zammının 1 yıl 8 ay 12 günden daha fazla olması gerektiği ileri sürülmüş ise de, fiili hizmet süresi zammından yararlanılabilmesi için, radyasyonla ilgili işlerde fiilen çalışılması ve bu işin riskine maruz kalınması gerekmekte olup; radyasyonla ilgili işlerde fiilen çalışılmaksızın ve işin riskine maruz kalınmaksızın tabip veya uzman tabiplikte geçen diğer hizmet sürelerinin fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından ve 1 yıl 8 ay 12 günden daha fazla fiili hizmet süresi zammına müstehak olduğuna yönelik somut bilgi veya belge dosyaya ibraz edilmediğinden, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu durumda, 5434 sayılı Kanun’un Geçici 205. maddesi kapsamında emeklilik hizmet süresi şartını taşımakla birlikte, dava tarihi itibarıyla yaş koşulunu taşımayan davacıya, anılan Kanun çerçevesinde emekli aylığı bağlanması mümkün bulunmadığından, dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Kararın, davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıkların da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama Giderleri” başlıklı 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin ilk fıkrasında, avukatlık ücretinin avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, son fıkrasında ise dava sonunda, mahkeme kararıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğu; 168. maddesinin son fıkrasında da, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Dava dosyanın incelenmesinden; Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı açılan işbu davada, dava dilekçesinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına 10/11/2014 tarihinde tebliğ edildiği ve anılan Başkanlıkça da 05/12/2014 tarihinde savunma dilekçesi verildiği halde, temyize konu Mahkeme kararında davalı idarelerden sadece Sağlık Bakanlığı lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, uyuşmazlığın çözümünde katkısı bulunmadığından bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 1136 sayılı Kanunun 164. maddesine göre, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olduğu; avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde bulundurularak bu ücretin belirlendiği dikkate alındığında; davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilince süresi içinde savunma verildiği açık olduğundan, temyize konu Mahkeme kararında davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usul kurallarına uygunluk görülmemiştir.
Ancak, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyize konu Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “…Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı’na verilmesine, uyuşmazlığın çözümünde herhangi bir katkısı olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine…” ibaresinin, “…Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine…” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının temyiz istemlerinin reddine,
2. …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “…Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı’na verilmesine, uyuşmazlığın çözümünde herhangi bir katkısı olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine…” ibaresinin, “…Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine…” şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.