YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20483
KARAR NO : 2014/24098
KARAR TARİHİ : 16.10.2014
MAHKEMESİ : İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/04/2014
NUMARASI : 2014/206-2014/241
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlu vekilince icra mahkemesine yapılan başvuruda, ödeme emri tebligatının şirketin geçici kapanması nedeni ile kendilerine ulaştırılamadığı, bu nedenle takibi 12.01.2014 tarihinde öğrendiğini ileri sürüldüğü, mahkemece istemin usulsüz tebligat şikayeti olarak nitelendirilerek reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 65. maddesinde; “Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise, paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir” hükmü yer almaktadır. Anılan hükmün uygulanabilmesi için borçluya tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak muhatabın kendisinden kaynaklanmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması gerekir. Bir başka anlatımla gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligatın varlığıdır.
Borçlunun dilekçesinde; usulsüz tebligattan söz etmesi sonuca etkili değildir. Zira, 6100 Sayılı HMK’nun 33. maddesi gereğince, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin tesbiti hakimin görevine giren bir konudur (HGK. 5.6.1991-1991/12-258 E-344 K.).
Somut olayda, borçlu şirketin sicil adresine çıkartılan tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine, yine sicilde kayıtlı adresine çıkartılan tebligatın TK’nun 35. maddesi uyarınca yapıldığı, bu hali ile tebligatın mahkemenin de kabulünde olduğu gibi usulüne uygun olduğu anlaşılmaktadır. Borçlunun iddiası ise, söz konusu tebligatın şirketin geçici kapanması nedeni ile kendilerine ulaştırılamadığı ve bu şekilde takipten haberdar olamadıkları yönündedir.
Borçlunun başvurusu, bu durumda İİK.nun 65.maddesi kapsamında gecikmiş itiraz olup, borçlu yasada belirtilen mazeretinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde mahkemeye başvurmak zorundadır. Şikayetçi, 12.01.2014 tarihinde alacaklı vekilinin araması ile takibi öğrendiklerini belirttiğine göre yasal 3 günlük sürenin bitimi olan 16.01.2014 tarihine kadar gecikmiş itirazda bulunması gerekirken, bu süre aşılarak gecikmiş itirazda bulunması isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, istemin tebligat usulsüzlüğü şikayeti olarak kabulü ile reddi isabetsiz ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 25,20 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.