YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21253
KARAR NO : 2014/12581
KARAR TARİHİ : 26.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2013
NUMARASI : 2012/473-2013/241
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/8 payının 13.05.2005 tarihine kadar maliki olduğunu, davalının ise kalan 7/8 payın 31.12.2002 tarihinden itibaren sahibi bulunduğunu, davalının taşınmazın bodrum, zemin, asma kat ve 1. normal katını kullandığını, diğer 2., 3., 4. ve 5. katların ise davalının kiracısı olarak kendilerinin kullanımında olduğunu, 1/8 pay karşılığı hukuksal semereden ise faydalanamadıklarını ileri sürerek 31.12.2002 tarihinden itibaren 13.05.2005 tarihleri arasındaki dönem için 1/8 payına isabet eden 99.400,00 TL ecrimisilin tahsili isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalı ise, ecrimisil istenen dönemlerde tarafların dava konusu taşınmazda paydaş olduklarını, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, Türkiye .. Bankası A.Ş.’ye halefiyet nedeniyle davacı şirket ile aralarında 01.10.1995 başlangıç tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, davacının bu sözleşmeye istinaden taşınmazın 2, 3, 4 ve 5 katlarını kullandığını, aynı taşınmazın 6. katını ise davacının ecrimisil istenen dönmelerde bila bedel 1/8 payına istinaden kullandığını, bu yönden taraflar arasında fiili taksimin söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın davalı kullanımındaki yerlerin 1/8 payının davacı şirket adına kayıtlı olduğu, işyeri nitelikli yer bakımından paydaşlar arasında intifadan men koşuluna gerek olmadığı, 6. katın talep edilen dönemde davalı kullanımında olduğunun ispat edilemediği, davalı kullanımındaki yerler için belirlenen ecrimisilden davacı payına isabet eden kısmın tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/8 payının 18.12.1996 tarihinden itibaren 13.05.2005 tarihine kadar davacı şirket adına kayıtlı oyduğu, davalı şirketin ise taşınmazın 7/8 payını 31.12.2002 tarihinde edindiği, daha sonra kalan 1/8 payı da satış suretiyle edinerek 13.05.2005 tarihinden itibaren taşınmazın tam maliki olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığında, çekişme konusu 170 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ecrimisil istenen dönemlerde davacı ve davalı adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, kargir han vasıflı olan taşınmazda davalının 7/8 payına karşılık olarak bodrum, zemin, asma kat ve 1. normal katları fiilen kullandığı, aynı taşınmazın 2, 3, 4 ve 5. katlarını ise davacı şirkete 01.10.1995 tarihli kira sözleşmesi ile kiralamak suretiyle tasarruf ettiği görülmektedir.
Öte yandan, dava konusu taşınmazda davacının 1/8 payına istinaden kiracılık sıfatı dışında kullandığı bir yer olduğunun belirlenmesi halinde eldeki davanın dinlenemeyeceğinde kuşku yoktur.
Ne var ki, dava konusu taşınmazın yukarıda açıklanan yerleri dışında 6. katının da bulunduğu, davacının bu bölümü davalı ile ortak kullandıklarını iddia ettiği, davalının ise 6. katın tamamının davacı kullanımında olduğunu savunduğu, dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları gözetildiğinde ise, bu yerin ecrimisil istenen dönemler itibariyle kimin kullanımında olduğunun netlik kazanmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazdaki binanın 6.(son) katını ecrimisil istenen 31.12.2002 ila 13.05.2005 tarihleri arasında davacının çekişmesiz kullanıp kullanmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, taraflar arasındaki ihtarların ve yazışmalarında gözetilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de, taraflar arasında görülmekte olan dava ecrimisil isteğine ilişkin olup, ticari iş söz konusu olmadığı halde hüküm altına alınan ecrimisile ticari faiz yürütülmesi de doğru değildir.
Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.