Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1894 E. 2021/2889 K. 08.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1894 E.  ,  2021/2889 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1894
Karar No : 2021/2889

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Vakfı (…)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 12/05/2020 tarih ve E:2016/2337, K:2020/4132 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 08/10/2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 12/05/2020 tarih ve E:2016/2337, K:2020/4132 sayılı kararıyla;
Dairelerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 05/06/2013 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin dava konusu edildiği dosyalarında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporlarda yer alan görüş ve tespitler doğrultusunda, Marmaraereğlisi’nde önerilen “Enerji Üretim ve Depolama Alanı” yönünden; Marmara Bölgesi ve Ergene Havzasında tükenme sürecine giren yeraltı su rezervlerinin en büyük özenle korunması gereken doğal kaynaklar listesinin başında yer aldığı, sürdürülebilirlik ilkesi gereğince yeraltı sularının, ancak yüzey sularının yeterli olmadığı dönemlerde ve zorunlu durumlarda kullanılması gerektiği, birden çok termik santral inşa edilebileceği de dikkate alındığında, Marmaraereğlisi’nde öngörülen kömüre dayalı termik santralin bu rezervlerin tükenmesi sürecini hızlandırabileceği, bu nedenle dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin bu kısmında planlama ilkelerine uygun olmadığı gerekçesiyle, anılan değişikliğin iptaline karar verildiği,
Dairelerinin 15/03/2016 tarihli ara kararı ile; 2009 yılında onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planında yapılan ve 09/05/2013 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ve 1/25.000 ölçekli Tekirdağ İl Çevre Düzeni Planı hakkında gerek Dairelerince gerekse … İdare Mahkemesince uyuşmazlık konusu alana yönelik olarak verilen kararların, dava konusu çevre düzeni planı tadilatına ne şekilde yansıtıldığının sorularak açıklanmasının istenilmesi üzerine verilen cevaplarda, her ne kadar yargı kararlarındaki gerekçeler doğrultusunda dava konusu plan değişikliğinin yapıldığı ifade edilmiş ise de, söz konusu iptal kararlarındaki gerekçelerin dikkate alınmadığının görüldüğü,
Bu durumda;
1- Çevre düzeni planlarında yapılacak değişikliklerle ilgili mevzuatta yer alan ilkeler çerçevesinde; dava konusu değişikliklerin çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik olmadığı, plan değişikliğine davalı idarece neden olarak gösterilen hususların plana teknik ve bilimsel bir katkı sağlamadığı,
2- Dava konusu plan değişikliğiyle Marmaraereğlisi’nde öngörülen enerji üretim alanının, mutlak kuru tarım arazileri üstünde belirlenmesinin; kömüre dayalı termik santralin, Marmara Bölgesi ve Ergene Havzasında tükenme sürecine giren yeraltı su rezervleri en büyük özenle korunması gereken doğal kaynaklar listesinin başında yer aldığından, sürdürülebilirlik ilkesi gereğince yeraltı sularının, ancak yüzey sularının yeterli olmadığı dönemlerde ve zorunlu durumlarda kullanılması, birden çok termik santral inşa edilebileceği de dikkate alındığında, bu rezervlerin tükenmesi sürecini hızlandırabileceğinden planlama ilkelerine uygun olmadığı,
3- Termik santralda kullanılması öngörülen ithal kömürün Martaş Limanı’na getirilmesi ve oradan santral sahasına kamyonlarla taşınması, planlanan alanda birden çok kömür kullanan termik santral inşa edilebilecek olmasına ve bu santrallar daha çok kömür kullanabilecek olmalarına karşın diğer santrallere ithal kömürün getirileceği liman ile kömürün limandan termik santrala nasıl ve hangi yolla taşınacağının düşünülmemiş olmasının planlama ve şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi yeraltı su kullanımı ve kömürün limandan taşınımının yanısıra herbir termik santralda yönetmeliklerin sınırları içine çekilebilen çevresel etkilerin olası domino etkisinin (her tesiste standartlar içinde tutulmaya çalışılan atıkların birlikte etkisinin) Plan Açıklama Raporunda değerlendirilmemesinin planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı,
4- Davalı idarenin, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğünün 29/03/2012 tarih ve 127668 sayılı yazısında, bölgedeki taşkın alanını oluşturan Kınıklı Deresinin ıslah çalışmalarının yapıldığı ve ıslah çalışmaları ile birlikte bölgedeki taşkın durumunun ortadan kalktığı belirtildiğinden, bu bölgedeki taşkın alanı ve sınırının çevre düzeni planından kaldırıldığı, Marmaraereğlisi-Sultanköy bölgesine yönelik verilen Mahkeme kararlarına ve iptal/yürütmeyi durdurma gerekçelerine aykırı bir düzenleme yapılmadığı, Marmaraereğlisi’nde halihazırda petrol ve doğalgaz dolum/depolama tesislerinin bulunduğu, bölgede enerji üretim alanlarının da bulunmasını sağlayacak şekilde düzenleme yapılmasında mevzuata ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, gerek plan hükümleri gerekse yeraltı sularına ilişkin mevzuat hükümleri uyarınca yeraltı sularında izinsiz, kontrolsüz ve aşırı su kullanımının yapılmasının mümkün olmadığı, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığınca iletilen talep doğrultusunda ülkenin artan enerji açığının kapatılması amacıyla yapıldığı, Trakya Alt Bölgesinde doğal kaynakları olumsuz yönde etkilemeyecek bölgelerde yer seçiminin yapılmasının sağlandığı yönündeki savunmasının, bakılan davada plan değişikliği yapılan bölgenin yargı kararıyla iptal edilen bir önceki değişikliğe konu (05/06/2013 tarihli çevre düzeni planı değişikliği) bölge ile aynı olduğu ve sadece plandaki gösterimin “enerji depolama ve üretim alanı” yerine “enerji üretim alanı” şeklinde değiştirildiği ve plan notlarına enerji üretim alanları ile ilgili daha açıklayıcı bilgiler eklemekten ibaret olduğu gözetildiğinde isabetsiz olduğu,
Dolayısıyla, başta gelen çevre sorunu yeraltı suyu kaynaklarındaki hızlı azalış olan ve bu nedenle yeraltı suyu kullanacak yeni sanayilerin kurulmasına izin verilmeyen Ergene Havzasında, yine bu kapsamda yeraltı suyu kaynaklarını olumsuz etkileyecek nitelikte kömüre dayalı termik santral (soğutma sistemi yönünden bir ayrım yapılmaksızın) kurulmasına olanak sağlayan dava konusu 1/00.000 ölçekli plan değişikliklerinin, Ergene Havzası açısından sürdürülebilirlik ilkesi, planlama esasları ve kamu yararı ile hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığı,
gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu değişikliklerin, bölgenin ihtiyaçları, mevcut kullanımlar, bölgede yapılması planlanan yatırım ve projelerin hayata geçirilmesi, sağlıklı mekan kurgusu ile yönlendirmenin saptanması, kullanım kararların netleştirilmesi, alt ölçekli planların sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi, tarımsal niteliği bozulmamış alanların korunması, planlama alanının taşkın durumuna ilişkin güncel veriler doğrultusunda ele alınması ve belirsizliklerin giderilmesi amacıyla yargı kararları da dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirildiği, yapılan değişiklikle bölgede var olan karmaşık yapının planlı bir şekilde yönlendirilmesinin sağlandığı, bu yapılırken mevcut kullanımların dikkate alındığı, ayrıca yeraltı sularının korunmasına yönelik plan hükümlerine de yer verildiği, dava konusu değişikliğin mevzuata, hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu, ayrıca harçtan muaf idarelerinin yargılama giderleri kapsamında yargı harçlarından sorumlu tutulamayacağı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 12/05/2020 tarih ve E:2016/2337, K:2020/4132 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Halihazırda bir kısmında kurulu ve faal durumdaki sanayi tesisleri ile akaryakıt depolama tesisleri bulunan dava konusu bölgenin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 05/06/2013 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği kapsamında “Enerji Üretim ve Depolama Alanı” olarak belirlendiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 08/10/2015 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliği kapsamında ise “Enerji Üretim Alanı” olarak belirlendiği ve tarımsal niteliği bozulmamış alanların korunması amacıyla bölgede bulunan bazı taşınmazların “Enerji Üretim Alanı” kullanım kararının dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından sunulan savunma dilekçelerinde, dava konusu değişikliğin amacı, kapsamı ve gerekçesiyle ilgili olarak;
– Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, bölgedeki taşkın alanını oluşturan Kınıklı Deresinin ıslah çalışmalarının yapıldığı ve ıslah çalışmaları ile birlikte bölgedeki taşkın durumunun ortadan kalktığı belirtildiğinden, bu bölgedeki taşkın alanı ve sınırının çevre düzeni planından kaldırıldığı,
– Marmaraereğlisi-Sultanköy bölgesine yönelik verilen Mahkeme kararlarına ve iptal/yürütmeyi durdurma gerekçelerine aykırı bir düzenleme yapılmadığı,
– Marmaraereğlisi’nde halihazırda petrol ve doğalgaz dolum/depolama tesislerinin bulunduğu,
– Bölgede enerji üretim alanlarının da bulunmasını sağlayacak şekilde düzenleme yapılmasında mevzuata ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
– Gerek plan hükümleri gerekse yeraltı sularına ilişkin mevzuat hükümleri uyarınca yeraltı sularında izinsiz, kontrolsüz ve aşırı su kullanımının yapılmasının mümkün olmadığı,
– Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığınca iletilen talep doğrultusunda, ülkenin artan enerji açığının kapatılması amacıyla yapıldığı,
– Trakya Alt Bölgesinde doğal kaynakları olumsuz yönde etkilemeyecek bölgelerde yer seçiminin yapılmasının sağlandığı,
yönünde açıklamalara yer verilmişse de, Dairece, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 05/06/2013 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin dava konusu edildiği dosyalarda yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporlarda yer alan görüş ve tespitler ile anılan değişiklik hakkında verilen yargı kararlarının gerekçeleri doğrultusunda dava konusu değişiklikler değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği, dava konusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 08/10/2015 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliğinin, planlama alanının mevcut durumu da gözetilerek, amacı, kapsamı, gerekçesi ve getirdiği yenilikler yönünden kendi içerisinde değerlendirilmediği görülmektedir.
Bu durumda, davalı idarenin savunmasında belirttiği hususlar dikkate alınmak suretiyle, 05/06/2013 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği hakkında verilen yargı kararlarının gerekçelerinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti amacıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bir önceki çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davalar kapsamında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde hazırlanan raporlara dayanılmak suretiyle, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, Karara katılmıyoruz.