Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1706 E. 2021/2896 K. 08.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1706 E.  ,  2021/2896 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1706
Karar No : 2021/2896

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): …
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ : …

İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/01/2021 (doğrusu 18/02/2021) tarih ve E:2020/11413, K:2021/2090 sayılı kararının, esas yönünden davacı tarafından, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden ise davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16/11/2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı değişikliğinin, İzmir İli, Menderes İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 18/02/2021 tarih ve E:2020/11413, K:2021/2090 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun dava açma süresine ilişkin düzenlemelerine yer verilerek,
Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin, 02/12/2015-31/12/2015 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askıya çıkarılan plana ilan askı süresi içerisinde itirazda bulunulmadığı anlaşılan davacının, son askı tarihini izleyen 01/01/2016 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 30/10/2020 tarihinde meydana gelen İzmir Depremi üzerine konut ihtiyacının ortaya çıktığından bahisle 16/11/2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu,
Öte yandan, davacının, her zaman dava konusu taşınmaza ilişkin imar plan değişikliği talebiyle yetkili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurma, başvurusunun reddi halinde ise yasal dava açma süresi içerisinde dava açma hakkının bulunduğu,
gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu değişiklikten sonra söz konusu çevre düzeni planının 16 kez daha değişikliğe uğradığı, 3194 sayılı Kanun’un 8. maddesine eklenen hüküm çerçevesinde, kesinleşen imar planı değişikliğine beş yıl içerisinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, e-tebligat yoluyla 26/01/2021 tarihinde iletilen dava dilekçesine karşı savunma süresi içerisinde, savunma dilekçesi ve işlem evrakı dava dosyasına sunulduğu halde, idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, Daire kararının ise savunma süresi geçtikten sonra 22/03/2021 tarihinde idarelerine tebliğ edildiği, dolayısıyla dava kapsamında, dava dilekçesinin tebliği üzerine harcanan emek ve mesainin karşılığı olarak idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Daire kararının vekalet ücretine hükmedilmemesi yönüyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın esas yönünden, usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın esas yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Her ne kadar davalı idare tarafından süresi içinde savunma dilekçesinin sunulduğu belirtilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi istenilmişse de savunma dilekçesi henüz dosyaya girmeden Daire tarafından işin esası hakkında karar verildiği görüldüğünden, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 18/02/2021 tarih ve E:2020/11413, K:2021/2090 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/12/2021 tarihinde, esas yönünden oybirliği, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükümleri yer almıştır.
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 14. maddesinde, “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı görev ret kararı üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/11413 sayılı esasına 25.12.2020 tarihinde kaydedilen dosyada 08.01.2021 tarihinde düzenlenen ilk inceleme tutanağına istinaden dava dilekçesi ve eklerinin davalı idareye 25.01.2021 tarihinde elektronik tebligat ile gönderildiği ve gönderinin 30.01.2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, davalı idare vekilinin 03.02.2021 günü kayda giren dilekçesi ile savunma süresinin uzatılmasının talep edildiği, Danıştay Altıncı Dairesince bu istem karşılanmaksızın 18.02.2021 gün ve K:2021/2090 sayılı temyize konu kararla davanın süre aşımından reddine karar verildiği, kararın 22.03.2021 tarihinde elektronik tebligat ile davalıya gönderildiği, bu gönderinin de 27.03.2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, davalı idare vekilince 23.02.2021 günü kayda giren savunma dilekçesi ile savunmalarını dosyaya sunduğu anlaşılmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararı ile “süre aşımı nedeniyle ret” ile sonuçlanan davada, davalı idarenin hukuk müşaviri (vekil) ile temsil edilmesine ve süresi içerisinde, dava dosyasına, savunma dilekçesi ile işlem dosyası sunulmasına karşın, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmakta olup; yukarıda aktarılan mevzuat düzenlemeleri uyarınca, dava dilekçesinin tebliği üzerine harcanan emek ve mesainin karşılığı olarak davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, Kurulumuz kararının bu kısmına katılmıyoruz.