YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10638
KARAR NO : 2014/1950
KARAR TARİHİ : 28.01.2014
Tebliğname No : 2 – 2012/121220
MAHKEMESİ : Karaburun Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/12/2011
NUMARASI : 2011/55 (E) ve 2011/155 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 tarih ve 2012/6-1431 Esas ve 2013/18 Karar sayılı kararı ile 2012/13-1444 Esas ve 2013/305 Karar sayılı kararında kabul edildiği üzere, hükümde sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, ayrıca tekerrrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu nedenle mahkemece sanıklar Fedai ve Ümit hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesine rağmen tekerrüre esas alınan ilam kararda gösterilmemiş ise de bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı bulunduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık M.. Y..’nun adli sicil kaydında yer alan Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/09/2007 tarih 2006/760 E ve 2007/832 K sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK.nun 491/ilk, 80, 522 maddeleri gereğince tayin olunan 8 ay hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca para cezasına çevrilmesi ve aynı Kanun 4. maddesinin 4. fıkrasında uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre, çevrilen para cezası veya tedbir olduğunun ancak bu madde hükümlerinin uygulanmasının, kanun yoluna başvurmada engel teşkil etmeyeceğinin belirtildiği, bu nedenle sonuç ceza olarak hükmolunan para cezasının kesin nitelikte olmadığı ve söz konusu ilamın 05/12/2009 olan infaz tarihinden sonra 5237 sayılı TCK.nun 58/3. maddesinde öngörülen 3 yıllık süre geçmeden sanığın 23/03/2011 tarihinde yeni bir suç işlemiş olması karşısında, adı geçen ilamın tekerrüre esas olduğu ve 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Mahkum olan sanıklara sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinin ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken, toplam 362,25 TL yargılama giderinin sanıklardan ayrım yapılmaksızın tahsiline karar verilerek 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13. maddesinde, kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine sanığa yükletilmek üzere Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücretine hükmedileceğinin belirtildiği, kovuşturma evresinde şikayetçi kurum vekilinin 18/04/2011 tarihli dilekçesi ile sanıklar hakkında şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini belirttiği ancak mahkemece katılma konusunda bir karar verilmediği halde, şikayetçi kurumun gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesi ve lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.