Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2010/3439 E. 2010/7419 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/3439
KARAR NO : 2010/7419
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/2010/128206
MAHKEMESİ :(BURSA) İkinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :25/01/2007 – 435/19
SUÇ :Öldürmek ve yağma

Yağma suçunu kolaylaştırmak maksadıyla O. A. öldürmekten ve yağmadan sanık E.. A..’nun bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne ilişkin (BURSA) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25/01/2007 gün ve 435/19 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1)Anayasanın 40/2, 1412 sayılı CMUK.nun halen yürürlükte bulunan 310 maddesi ile 5271 sayılı CMK.nun 231,234 ve 34/2 maddelerine aykırı olarak, hüküm fıkrasında yasa yoluna başvuru şekli gösterilmediğinden, müdahil H. A. temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
2-a)Sanık savunmalarında; maktulün suratına kafa attığını, tekme ve yumrukla karnına, kasığına vurduğunu,yer düşen maktulün ağzından ve burnundan kan geldiğini, daha sonra ormanın içine doğru sürükleyip orada bırakıp gittiğini, tekrar geldiğinde öldüğünü gördüğünü ileri sürdüğü halde, mahkemeye gönderdiği 16/06/2005 ve 17/06/2005 tarihli dilekçelerinde; maktulü tekme ve yumrukla darp ederek öldürdüğü şeklindeki beyanının doğru olmadığını, suçu silahla işlediğini, olayın gerçek boyutunun göründüğü gibi olmadığını, maktulün ölüm sebebinin anlaşılamadığını, ölüm sebebini ispata hazır olduğunu, 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/31 Esas sayılı dosyasında bu olayı itiraf ettiğini bildirmesi karşısında; maktulün cesedinin parçalanmış vaziyette bulunması, bulunan parçalar üzerinde ölüme etkili harici travmatik bir bulgunun tespit edilememesi ve ölüm sebebinin kesin olarak belirlenememesi dikkate alınarak, sanığın dilekçesinde bahsettiği dava dosyası getirtilerek incelenmesi ve bu olayla ilgili varsa ifadelerinin denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınması, dilekçeler sanığa okunarak olayla ilgili olarak ifadesine başvurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
b)Sanık hakkında hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK.nun 491/ilk, 522 maddelerinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasında sanığın 5237 sayılı TCK.nun 148. maddesi uyarınca cezalandırılmasının istendiği anlaşılmakla, ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı TCK.nun 149/1-e maddesi ile hüküm kurulması,
c)Kabule göre; aa-Sanığın yağma suçunda; maktulün beden ve ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişilerden olduğunu kabule götüren delillerin nelerden ibaret olduğu gösterilip tartışılmaksızın sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 149/1-e maddesi ile uygulama yapılması,
bb-Gerekçede; yağma suçunun işlenmesinde silah kullanıldığı kabul edildiği halde, 5237 sayılı TCK.nun 149/1-a maddesi ile uygulama yapılmaması suretiyle gerekçe ile uygulama arasında çelişki yaratılması,
cc-Lehe yasa değerlendirmesi sonunda 5237 sayılı TCK.nu lehe kabul edilerek yapılan uygulama sırasında suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK.nun 58 maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Usule aykırı olup, sanık müdafii ile müdahiller Hayrettin ve Burhan’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, sair yönleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenlerle sanık hakkında kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 22/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.