YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/3305
KARAR NO : 2010/6367
KARAR TARİHİ : 05.10.2010
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/64086
MAHKEMESİ : (DİYARBAKIR) Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO : 06/10/2009 -234/347
SUÇ:Tasarlayarak öldürmek
R.. K.. ile N.. K..’yı tasarlayarak öldürmekten sanık O.. K..’nın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (DİYARBAKIR) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06/10/2009 gün ve 234/347 sayılı hüküm re’sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı ile sanık müdafii tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık Osman hakkında maktuller Resul ve Naci’yi Tasarlayarak Öldürme suçundan kurulan hükümlere yönelik, sanık müdafii yasal süresi içerisinde 13.10.2009 tarihli dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunduğu ve sanığın 12.10.2009 tarihli dilekçesi ile hakkındaki cezanın onaylanmasını talep ettiği anlaşılmış ise de; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 07.04.2009 gün ve 2008/9-271 Esas, 2009/92 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, CMUK.nun 295. maddesinde yasayolu başvuru hakkından vazgeçme ve geri alma müesseseleri birlikte düzenlenmiş iken, CMK.nun 266. maddesinde yalnızca geri alma hakkının kabul edildiği dikkate alınarak, sanığın cezanın onaylanması yönündeki talebi, bu tarih itibariyle henüz gerçekleşmiş bir temyiz istemi bulunmadığından temyiz isteminden vazgeçme niteliğinde kabul edilemeyeceği, yasayolu başvurusundan feragat niteliğinde kabul edilebilecek bu istemin, CMK.nun 266. maddesinin açık hükmü uyarınca sanık müdafiinin 13.10.2009 tarihli dilekçe ile süresinde yaptığı ve geçerli olan temyiz başvurusu üzerine temyiz incelemesi yapılmasına engel oluşturmayacağı gözetilerek sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine ve re’sen de yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Osman’ın maktuller Resul ve Naci’yi Tasarlayarak Öldürme suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve haksız tahrikin derecesine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
a-) Yargıtay denetimine açık olacak ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde her bir maktule yönelik eylem yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması yerine, hüküm fıkrasının aynı bendinde iki ayrı tasarlayarak öldürme suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-) 01.11.2002 tarihli kararın Dairemizin 14.10.2003 tarih ve 1923/2317 sayılı ilamı ile, maktuller Resul ve Naci’nin farklı inanç ve görüşte olmaları dışında kendilerinden gelen her hangi bir haksız hareketleri bulunmadığı gibi tahrik teşkil edebilecek sebeplerin neler olduğu da gerekçeli kararda etraflıca gösterilip tartışılmadan sanık hakkında TCK.nun 51/2.maddesinin uygulanması isabetsizliğinden bozulduğu; bozmaya uyularak kurulan 21.12.2004 tarihli kararın Dairemizin 02.10.2006 tarih ve 751/3989 sayılı ilamı ile kararda belirtilen gerekçelerle bozulduğu; nedenleri bulunmadığından tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı yönündeki 01.03.2007 tarihli karardaki tahrike yönelik değerlendirmenin ise, Dairemizin 19.02.2008 tarih ve 5533/1104 sayılı bozma ilamında kabul gördüğü açıkça belirtilerek sanık müdafiinin haksız tahrik hükmünün uygulanması yönündeki temyiz itirazlarının reddine karar verildiğinin anlaşıldığı ve bozmaya da uyulduğu halde; bozma sonrası kurulan 06.10.2009 tarihli kararda, hiçbir sebep yokken bir kişinin bir yakınını öldüremeyeceği şeklindeki soyut gerekçeyle ve bozma kararındaki kabulü de etkisiz kılacak şekilde tahrik hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 05/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.