Danıştay Kararı 10. Daire 2020/6234 E. 2021/6096 K. 08.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/6234 E.  ,  2021/6096 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6234
Karar No : 2021/6096

KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE
BULUNAN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE
BULUNAN (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLLERİ : …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA ) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 24/02/2020 tarih ve E:2019/6559, K:2020/767 sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri olan …’ın, mantar zehirlenmesi şikayetiyle başvurduğu Tokat Devlet Hastanesinde gereken özenin gösterilmemesi ve ileri bir merkeze zamanında sevk edilmemesi nedeniyle hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık her bir davacı için 5.000,00 TL maddi, eş …için 50.000,00 TL manevi, diğer davacı çocuklardan her biri için 25.000,00 TL manevi olmak üzere 15.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, müteveffanın mantar zehirlenmesi şikayetiyle başvurduğu Tokat Devlet Hastanesinde sunulan sağlık hizmeti ve sonrasında yapılan sevk işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğunun, müteveffa ile birlikte aynı olayda zehirlenen eşinin kan tetkiklerinin karıştırılmış olması ile ölüm olayı arasında illiyet bağı kurulamayacağının Adli Tıp Kurumu raporu ile ortaya konulduğu dikkate alındığında, sunulan sağlık hizmetinin tıp kurallarına aykırı yürütüldüğü yolunda herhangi bir tespite rastlanmadığı anlaşıldığından, davacıların maddi tazminat isteminin yerinde bulunmadığı; manevi tazminat istemine gelince, olayda, kan örneklerinin karıştırıldığında ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar bu karışıklık ile ölüm hadisesi arasında illiyet bağı kurulmasına imkan bulunmasa da sağlık hizmeti sunan davalı idarenin dikkatsiz ve özensiz hareket ettiği sonucuna ulaşıldığından, davacıların bu durum nedeniyle duydukları acı ve elemin kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla manevi tazminat istemlerinin tamamının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın manevi tazminat istemleri yönünden kabulüne, maddi tazminat istemleri yönünden reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti:
Danıştay Onuncu Dairesince, davacıların temyiz istemlerinin kısmen reddi ile kararın maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının onanmasına, davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulü ve davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının ve reddedilen maddi tazminat yönünden davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, temyiz aşamasında ileri sürülen iddiaların değerlendirilmediği, hastanın tedavi çizelgesi takip edildiğinde kan değerlerinin karıştığının on sekiz saat sonra anlaşıldığı ve kan tahlilinin yenilendiği, sevk işleminin geç yapılması nedeniyle karaciğer naklinin yapılamadığı kararın düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından, Daire kararının, İdare Mahkemesi kararının nispi vekalet ücretine hükmedilmesine dair kısmının bozulmasına ilişkin kısmının düzeltilmesi istenilmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı tarafından, davacılar tarafından ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar ve davalı idare yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların karar düzeltme istemlerinin kısmen kabulü ile Dairemizce manevi tazminata yönelik olarak verilen bozma kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının miktar yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esasına geçildi.
2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmü gereği, davalı idarenin vekalet ücretine yönelik karar düzeltme istemi ile davacıların maddi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin, kararın düzeltilmesi dilekçelerinde öne sürülen hususlar anılan maddede yazılı nedenlere uymadığından REDDİNE, davacıların manevi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin KABULÜ ile Danıştay Onuncu Dairesinin 24/02/2020 tarih ve E:2019/6559 K:2020/767 sayılı kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmak suretiyle uyuşmazlığın bu hususa ilişkin olarak yeniden incelenmesine karar verilerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Müteveffa Hüseyin Dündar, 08/06/2012 tarihinde saat 05.58 sıralarında, akşam mantar yeme öyküsü, bulantı, kusma, halsizlik şikayetleriyle Tokat Devlet Hastanesi’ne başvurmuş, acil serviste görevli olan doktor tarafından, Ulusal Zehir Danışma Merkezi aranmış, önerilerine göre, mide lavajı yapılmış, aktif kömür 6 saatte bir uygulanmaya başlanmıştır. Hasta, serum, antibiyotik, mide koruyucu ilaç verilerek takibe alınmıştır. Eşinin de mantar yeme öyküsü olduğundan klinik bulgu görülmese de o da aynı tedavi uygulanmak suretiyle takibe alınmıştır. Aynı gün bakılan kan tetkiklerinde karaciğer fonksiyon testleri normal olarak değerlendirilmiştir. 09/06/2012 tarihinde alınan kan tetkiklerinde müteveffanın karaciğer fonksiyon testleri ALT: 205, AST: 209, eşinin ise ALT: 35, AST: 35 olarak tespit edilmiştir. 10/06/2012 tarihinde saat 06.40 sıralarında tekrar alınan kan örneklerine ilişkin raporlarda müteveffanın kan testinde ALT: 39, AST: 44, eşinin ALT: 2338, AST: 2185 olarak belirtilmiştir. Yaklaşık 17 saat sonra 11/06/2012 tarihinde saat 00.16 sıralarında eşinden alınan kan tetkikinde ALT:31, AST:33, müteveffadan saat 00.22 sıralarında alınan kan tetkikinde ALT:4429, AST:3147 olarak tespit edilmiş ve bir önceki tetkik sonuçlarının kan örneklerinin karışması sonucu hatalı çıktığı anlaşılmıştır. 11/06/2012 tarihinde saat 08.48 sıralarında müteveffadan tekrar alınan kan sonucunda ALT:4838, AST:3598 olarak görülmüştür. Kan testlerindeki yükselme ve hastanın halsizliğinin artması nedeniyle hepatik komaya girdiği düşünülerek Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk kararı alınmıştır. Sevk işlemleri gerçekleştirilinceye kadar hastaya kristalize penisilin uygulanmış, saat 14.00 – 16.00 arası hemodiyalize alınmış, saat 16.30’da hava ambulansıyla bilinci açık olarak sevk edilmiştir.
Sevk edildiği hastane tarafından 13/06/2012 tarihinde Ankara Özel …Hastanesine yönlendirilen hasta, yoğun bakımda takibe alınmış, değerlerinin yükseldiği görülmüş, karaciğer transplantasyonu ihtimali gözetilerek ameliyat öncesi tetkikler yapılmıştır. Takibinde hastanın hemodinamisinin bozulması üzerine beyin tomografisi tetkiki yapılmış, intrakranial kanama olduğu görülmüş, transplantasyon ekibi tarafından, transplantasyon endikasyonu olmadığına karar verilmiştir. Hastada, 14/06/2012 tarihinde saat 21.00 sıralarında kardiyak arrest gelişmiş, resüsitasyona yanıt alınamamış ve hasta saat 21.45’te exitus (ölü) kabul edilmiştir.
Ankara Adli Tıp Morg İhtisas Dairesi’nin 17/08/2012 tarihli otopsi raporunda; kişinin ölümünün, mantar zehirlenmesi ile husulü mümkün masif karaciğer nekrozu ile buna bağlı gelişen komplikasyonlar (kanama bozukluğu, beyin kanaması, beyin ödemi) sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiştir.
Tüm bu süreç akabinde davacılar tarafından, vefat olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davalı idareye yapılan 20/11/2013 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 13/03/2014 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak … İhtisas Kurulu’ndan alınan 10/09/2014 tarihli raporda sonuç olarak; “kişinin hastaneye müracaatından itibaren müşahade altına alındığı, zehir danışma merkezi ile işbirliği içine girilerek zehir danışma merkezi görevlilerinin önerileri doğrultusunda tedavisinin uygulandığı, muayene ve laboratuar bulguları ile takibinin yapıldığı, 10/06/2012 tarihli kan numunesinin aynı olayda mantar zehirlenmesi sonucu aynı klinikte tedavi gören eşinin kan örneği ile karışmış olduğu, ertesi gün yapılan kan tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme tespit edilerek bir gün öncesi kan numunelerinin karışmış olduğunun anlaşıldığı, bu karışıklığın kimden ve neden kaynaklandığının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı, hastanın enzim değerlerinin, kan dolaşımının bozulması, halsizliğinin artması, INR’de aşırı yükselmenin tespit edilmesi üzerine hepatik komaya girdiği düşüncesiyle kristalize penisilin uygulanarak ve hemodiyalize alınarak hava yolu ile sevkinin sağlanılmış olması göz önüne alındığında, kişinin Tokat Devlet Hastanesinde tedavisini yapan doktora atfı kabil kusur bulunmadığı” yönünde görüş verilmiştir.
İdare Mahkemesince, 11/12/2014 tarihli ara kararıyla, kan numunelerinin karıştırılmış olması ile hastanın ölümü arasında illiyet bağı kurulup kurulamayacağı hususunda Adli Tıp Kurumundan ek rapor istenilmiş, …İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 07/01/2015 tarihli raporda; “söz konusu karışıklığın, kişinin hastanede doğru tanı ile tedavisinin devam etmesi, tedavi sürecinde kan karışıklığından kaynaklanan gecikme olmaması, tedavi sürecini değiştirecek herhangi bir klinik durum olmaması birlikte değerlendirildiğinde; kusurlu eylem ile ölüm arasında illiyet bağı kurulamayacağı” şeklinde görüş bildirilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Uyuşmazlıkta; mantar zehirlenmesi şikayeti ile başvuran müteveffanın karaciğer enzimleri yüksek görülmekte iken 10/06/2012 tarihinde saat 06.40 sıralarında müteveffa ve eşinden alınan kan örneklerinin karışması nedeniyle müteveffa adına gelen kan tetkiki sonucunda karaciğer enzimlerinin normal sınırlarda çıktığı, 11/06/2012 tarihinde saat 00.16 sıralarında eşinden, saat 00.22 sıralarında müteveffadan tekrar kan alınarak sonuçlarının değerlendirildiği, müteveffaya ait kan tetkiki sonuçlarında karaciğer enzimlerinin yüksek olması üzerine kan örneklerinin karıştığının ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak düzenlenen …İhtisas Kurulu’nun 10/09/2014 ve 07/01/2015 tarihli raporlarında, kişinin 10/06/2012 tarihli kan numunesinin aynı olayda mantar zehirlenmesi sonucu aynı klinikte tedavi gören eşi olan diğer hastanın kan örneği ile karışmış olduğu, ertesi gün yapılan kan tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme tespit edilerek bir gün öncesi kan numunelerinin karışmış olduğunun anlaşıldığı, ancak kan örneklerinin karışmasının müteveffanın tedavi sürecine herhangi bir etkisinin olmadığı ve söz konusu kusurlu eylem ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı yolunda görüş bildirilmiştir.
Buna göre, uyuşmazlıkta, mantar zehirlenmesine yönelik tedavide kusur tespit edilememesi, davalı idarenin meydana gelen ölüm olayında hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte, davalı idarenin sağlık personelinin kanları karıştırmasının, davacılarda sağlık hizmetinin kötü işletildiği, tedavide eksiklik yapıldığı kanısı yarattığı ve bu nedenle davacılarda manevi zarara yol açtığı kanaatine ulaşılmaktadır.
Sonuç itibarıyla, sağlık hizmetinin tahlillerin karıştırılması suretiyle kötü işletilmesi nedeniyle davacıların uğradığı manevi zararın, idari faaliyetin ve hizmet kusurunun niteliği, eylem ile ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunmadığı gözetilmek suretiyle, ayrıca manevi tazminat miktarının benzeri olaylarda hükmedilen manevi tazminattan yüksek belirlenmesini gerektiren farklı ve özel bir sebebin bulunmadığı da görüldüğünden, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak makul ve hakkaniyetli bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmında belirtilen yönlerden hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin reddedilen maddi tazminat yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin Mahkeme kararının bozulmasına yönelik Daire kararının kaldırılmasına ilişkin karar düzeltme isteminin REDDİNE oy birliğiyle,
2. Davacıların maddi tazminat isteminin reddine yönelik Mahkeme kararının onanmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına yönelik karar düzeltme istemlerinin REDDİNE oy birliğiyle; manevi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik Mahkeme kararının bozulmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına ilişkin karar düzeltme istemlerinin KABULÜNE oy çokluğuyla,
3. …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA oy çokluğuyla,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, 08/12/2021 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) – KARŞI OY :

Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçelerde ileri sürülen sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı sebeplerden hiçbirisine uymadığından, karar düzeltme istemlerinin reddi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.