Danıştay Kararı 4. Daire 2019/1031 E. 2021/8036 K. 07.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/1031 E.  ,  2021/8036 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1031
Karar No : 2021/8036

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- …Matbaacılık Tekstil Etiketleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2-…Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden resen tarh edilen 2010/1 ila 11 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının fatura aldığı Bayrampaşa Vergi Dairesi mükellefi …, Güngören Vergi Dairesi mükellefi …, Atışalanı Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerden düzenledikleri faturaların sahte olduğu anlaşıldığından dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, özel usulsüzlük cezasına ilişkin ise cezanın düzeltme fişiyle terkin edildiği ve dava açılmadan önce bu durumun davacıya bildirildiği gerekçesiyle idari davaya konu edilecek kesin ve icrai işlem bulunmadığından davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı, Davutpaşa Vergi Dairesi mükellefi …ve Bayrampaşa Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerden düzenlediği faturaların sahte olduğuna ilişkin yeterli tespit olmadığından söz konusu faturalardan kaynaklı tarhiyatlarda ve vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI :Davacı tarafından, sahte fatura kullandığından bahisle adına yapılan cezalı tarhiyatların ve özel usulsüzlük cezasının hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI :Davalı idare tarafından kullanılan faturaların sahte olduğu, yapılan tarhiyatların hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz dilekçesinde …, …ve …’den alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyatlar hakkında ileri sürdüğü iddialar ile davalı idarenin kararın tekerrür hükümlerine ilişkin kısmı yönünden ileri sürülen iddialar, kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Davalı idarenin, kararın …ve …’dan alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının ihtilaflı dönemde fatura aldığı Davutpaşa Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; 14/09/2009 tarihinde matbaacılık ve ajans işleriyle uğraşmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/12/2010 tarihli yoklamada mükellefin işyerinde bulunmadığı, katma değer vergisi beyanları ile örtüşecek miktarda emtia ve üretim aracının bulunmadığı, karşılaştırmalı Ba-Bs analizleri sonucu mükellefin 2010 yılında 11.652.000,00TL katma değer vergisi matrahı beyan etmesine rağmen, mükelleften mal ve hizmet aldığını bildirenlerin Ba formlarına göre 33.119,504,00TL fatura düzenlediği, muhasebecisi tarafından 2010/8,9,10,11 dönemlerinde düzeltme verilerek indirimlerinin tamamının reddedildiği, 30/11/2010 tarihinde mükellefiyetinin re’sen terkin edildiği, katma değer vergisi beyannameleri ile işyeri kapasitesi ve mal hizmet alımında bulunduğunu bildiren mükelleflerin beyanları arasında uyumsuzluk olduğu mükellefin düzenlediği faturaların sahte olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Davacının ihtilaflı dönemde fatura aldığı Bayrampaşa Vergi Dairesinin mükellefi …hakkında tanzim edilen …gün ve …sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden; 15/02/2010 tarihinde reklam ve matbaa işleri ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 19/02/2010 tarihinde yapılan yoklamada iş yerinin 12 m² büro niteliğinde olduğu, başka şube veya deposunun olmadığı, aylık kirasının 200 TL olduğu, çalışanının olmadığı, demirbaş olarak 1 adet masa, 1 adet koltuk ve büro malzemelrinin olduğu, 26/07/2010 tarihinde başvuruda bulunarak 26.07.2010 tarihinde işi bıraktığını beyan ederek işi bırakma bildiriminde bulunduğu, mükellefin KDV beyannamelerinde (2010 ) beyan ettiği hasılatın toplam 573.390,00 TL olduğu, yapılan Ba Bs analizinde mükellefin 2010 yılında 227 belge karşılığında 1.943.072,00 TL tutarında mal ve hizmet alındığının bildirildiğini, işyeri donanımına ve teknik kapasitesine uygun olmayan yüksek matrah içeren KDV beyannamelerinde yüksek vergi mahsupları yaparak düşük tutarda ödenmesi gereken KDV beyan ettiği, tutması gereken yasal defterlerini tutmadığı belirtilerek bu tespitlerden hareketle bu mükellefin gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığı, düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki tespitlerin değerlendirilmesinden, adı geçen şirketlerin fatura düzenlediği dönemlerde gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığı, yoklamalarda adreslerinde bulunmadıkları, katma değer vergisi beyannameleri ile işyeri kapasiteleri ve mal hizmet alımında bulunduğunu bildiren mükelleflerin beyanları arasında uyumsuzluk olduğu dolayısıyla davacıya düzenlenen faturaların gerçekte yapılan bir mal satın alımını ve hizmet ifasını yansıtmadığı sonucuna ulaşıldığından Vergi Mahkemesi kararının bu kısımlarında isabet bulunmamaktadır.
Davacının özel usulsüzlük cezasına ilişkin temyiz istemine gelince; Vergi Mahkemesince verilen kararda söz konusu cezanın düzeltme fişi ile terkin edildiği ve bu durumun davacıya tebliğ edildiği belirtilerek ortada idari davaya konu edilecek kesin ve icrai işlem bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğinden kararın bu kısmında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2. Temyize konu …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…K:…sayılı kararının …, …ve …’den alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyatlara ve tekerrür hükümlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …, …ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve …TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.