YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9870
KARAR NO : 2013/29306
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
Tebliğname No : 4 – 2008/133923
MAHKEMESİ : Vize Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/03/2008
NUMARASI : 2007/190 (E) ve 2008/60 (K)
SUÇ : Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Ceza yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK .nun 125/1 maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2-TCY.nın 125/3-a maddesindeki suç tanımında, hapis cezası ile adli para cezası seçenekli olarak öngörülmüş olup, mahkemece hapis cezasına hükmedilmesine karşın bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynı Yasanın 50/2. maddesine aykırı davranılması,
3-Sanığın hakaret suçunu aleni yer sayılan duruşma salonunda işlemesi nedeniyle hakkında TCK.nun 125/4 maddesinin uygulanması gerekirken uygulanmayarak sanığa eksik ceza tayini,
4- Sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan tayin edilerek, lehine 5237 sayılı TCK’ nın 50. maddesinin uygulanması sırasında, kişiliği ve yargılama sürecinde gözlenen tutumu olumlu olarak değerlendirildiği halde, aynı ölçütler bu kez olumsuz değerlendirmek suretiyle, sanık hakkında TCK’ nın 62. maddesinin uygulanmamasına ve CMK’ nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle gerekçede çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.