YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15281
KARAR NO : 2012/43845
KARAR TARİHİ : 16.10.2012
Tebliğname No : 6 – 2010/269505
MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/09/2007
NUMARASI : 2007/109 (E) ve 2007/717 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatların vekile yapılması gerekmekte olup sanığa gerekçeli kararın tebliğ edilmesi temyiz süresini başlatmayacağından, sağır ve dilsiz olan sanığın zorunlu müdafii yerine kendisine tebliğ edilen 11.09.2007 tarihli hükmün kesinleşmediği, 08.06.2009 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın 04.01.2010 tarihli temyiz isteminin 11.09.2007 tarihli ilk hükmün öğrenilme tarihi olarak kabulü ile yapılan incelemede;
I- Sağır ve dilsiz olan sanığa 5271 sayılı CMK.nun 150/2. maddesi uyarınca müdafii tayini ile kovuşturmanın yürütülmesi gerektiği, CMK.nun 150/2. maddesi ile düzenlenen mecburi müdafiilik sisteminin sağır ve dilsiz olan sanıkların kendilerini savunamayacakları ilkesine dayanmakta olup, müdafilerinin aşamalarda bulunmasının temini, bunun mümkün olmaması halinde kendilerine yeni bir müdafii tayin edilmesi gerekirken müdafii yokluğunda yargılamanın yapılması ve hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
II- Sanığın aşamalarda alınan tüm savunmalarında atılı suçu işlemediğini belirtmesi karşısında; diğer sanık R.. K..’ın sonradan inkar ettiği karakolda müdafii olmaksızın alınan ifadesindeki suç atması dışında yüklenen suçu bu sanığın da işlediğine dair, cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine hükümlülüğüne karar verilmesi,
III- Kabule göre de;
1- Kısa kararda sonuç ceza olarak 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmesine karşın gerekçeli kararda 2 yıl hapis cezasına hükmedilerek hükümde çelişki oluşturulması,
2- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasa’nın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan hırsızlık suçunun öğelerinin farklı olduğu; sanığın gece vakti yakınana ait işyerinin muhkem ve sağlam olan kepenk kilidini demir kesme makası ile kırarak içeri girip, 1.500,00 TL değerinde bakkal malzemesi ile değeri tespit edilmeyen çeşitli cins ve miktardaki sigaraları çaldığı ve yakınmanın devam ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığa isnat edilen suçun 765 sayılı TCK.nun 493/1, 55/3 maddelerinde yazılı bulunan hırsızlık suçunu oluşturmasına karşın, aynı eylemin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b, 143, 31/3 maddelerinde yazılı bulunan hırsızlık suçunun yanında aynı kanunun 116/2-4, 119/1-c, 151/1 maddelerinde yazılı bulunan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturması, suç tarihi itibariyle mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarının uzlaşma kapsamına giren suçlardan olması karşısında; uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra, 765 sayılı yasaya göre verilen ceza ile karşılaştırılarak lehe yasa bu şekilde belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken, 5237 sayılı TCK uyarınca denetime olanak sağlayacak bir nitelendirme ve uygulama yapılmadan 765 sayılı yasanın lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 16/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.