Danıştay Kararı 4. Daire 2017/125 E. 2021/7821 K. 02.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/125 E.  ,  2021/7821 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/125
Karar No : 2021/7821

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Bilgisayar Elektronik Gıda Limited Şirketi’nin vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı adına düzenlenen 2014/5,6 sayılı ödeme emirlerine ilişkin olarak; içeriği vergi borçlarının vadelerinin 2006 ve 2007 yılları olduğu, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 24/10/2007 ve 06/08/2008 tarihlerinde ilanen tebliğ edildiği, ilanen tebliğinin usulüne uygun olduğu kabul edilse dahi, ilanen tebliğ ile 2007 ve 2008 yılları itibariyle kesilen zamanaşımı süresinin 2008 ve 2009 yılları itibarıyla yeniden işlemeye başladığı ve gerek idarece gerekse davacı tarafından zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, 31/12/2012 ve 31/12/2013 tarihlerinde asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri içeriği amme alacağının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu 2014/7 sayılı ödeme emrine ilişkin olarak; söz konusu ödeme emrinde yer alan borçların tahsiline yönelik asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin tebliğ alındılarının incelenmesinden, muhatabın gösterilen adresten taşındığının belirtildiği, tebliğ alındılarında sadece iade şerhinin bulunduğu, dolayısıyla, tebliğ edilememe hususunun usulüne uygun bir şekilde tutanaklaştırılmadan iade edilmesi üzerine ilanen tebliğ edildiği, bu itibarla söz konusu borçların asıl amme borçlusu şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleştirilmediği anlaşıldığından, anılan ödeme emrinde de hukuka uygunluk görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yasal mevzuatlara istinaden yapılan işlemlerin yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın 2014/5,6 sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının, 2014/7 sayılı ödeme emrine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir. Kuralın değerlendirilmesinden, tüzel kişilerin vergilendirme ödevlerinin tüzel kişiliği temsile yetkili olanlar tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin temsil ettikleri tüzel kişilerin vergilendirme ödevlerini yerine getirmemeleri nedeniyle bir vergi ve vergiye bağlı borç doğmuşsa, bu borcun öncelikle tüzel kişiliğin malvarlığından tahsili yoluna gidileceği, borcun kısmen veya tamamen tüzel kişiliğin malvarlığından tahsil edilememesi durumunda ise kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidileceği; kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için ise borcun temsilcinin üzerine düşen vergilendirme ödevlerini yerine getirmemesinden kaynaklanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un, olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; aynı Kanunun, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen …sayılı ödeme emrine ilişkin olarak; söz konusu ödeme emrinde yer alan borçların tahsiline yönelik asıl borçlu şirket adına düzenlenen …sayılı ödeme emrinin ilanen tebliği öncesinde 24/06/2011 ve 14/07/2011 tarihlerinde şirket iş yeri adresinde, muhatabın adresten taşındığı hususunun başka bir mükellefin imzasız beyanı şerh düşülerek tebliğ evrakının iade edilmesi üzerine şirket müdürünün ikametgah adresinde 27/10/2011 tarihinde çıkarılan tebliğ alındısı üzerine adresten taşınıldığı hususunun ……’ın imzasız beyanı şerh düşülerek tebliğ yapılmaya çalışıldığı ve tebliğ edilememe hususunun usulüne uygun bir şekilde tutanaklaştırılmadan 14/11/2011 tarihinde ilanen tebliğ edildiği görülmektedir.
Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin usulüne uygun olarak yapılan bir tebligat bulunmasa da, 10/09/2009 tarihli asıl asıl borçlu şirketin bilinen adresinde 213 sayılı Kanunun 160. maddesi ile 2004/13 sayılı Uygulama İç Genelgesi uyarınca belirtilen hususların tespiti amacıyla düzenlenen “yoklama fişi” ile asıl borçlu şirketin söz konusu adreste bulunmadığı, adreste bir başka mükellefin faaliyette bulunduğu hususlarının komşusu ve yoklama memuru imzasıyla tespit edildiği anlaşılmaktadır. Yine, Yenimahalle Vergi Dairesi tarafından 2006/12 döneminden sonra beyannamelerin verilmemesi sebebiyle 07/10/2008 tarihi itibariyle re’sen terk işleminin yapıldığı, 28/01/2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinden şirketin münfesih olduğu görülmüştür.
Uyuşmazlıkta 07/10/2008 tarihinde re’sen terk ettirildiği anlaşılan şirket adına adresinde bulunmadığının 10/09/2009 tarihli ”yoklama fişi” ile de sabit olması karşısında bu aşamadan sonra ilanen yapılan tebligatlar usulüne uygun olduğu kabul edileceğinden yazılı gerekçeyle verilen Kararın bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, …sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.